Kitap beni inanılmaz büyüledi. Çok beğendim. Nasıl anlatsam bilemiyorum.
Böyle bir kütüphane olsaydı da (intihar etmeye gerek kalmadan) :)) olması mıhtemel tüm hayatlarımızı deneyimleyebilsek. Tüm pişmanlıklarımızı,tercihlerimizi,hatalarımızdan ya da seçeneklerimizden doğan sonuçları bir anda deneyip,üff beğenmedim hop geri,merkezime döneyim diyebilsek.Kitabı eleştirenler olmuş,şaşırdım. Konu bana kalırsa hiç dağılmadı,heyacanımı yukarı taşıdı. Her yeni seçtiği hayatta,ne yaşayacak diye çok merak ettim. Farklı hayatları yaşayan bir insanın hikayesinde kopukluk değilde,beğenmediği için yarım kalmışlığı olur. Konu bu zaten.Bana normal geldi açıkcası.Her neyse..
Genel hatlarıyla kitabın konusuna gelirsem;
Baş karakterimiz olan Nora, tam bir umutsuz vakadır. Hiç bir şey yolunda gitmez ve gitmiyordur. Çareyi intihar etmekte arayan kızımız Araf denilen noktada “Gece Yarısı Kütüphanesi” denilen yerde pişmanlıklarını,yapamadım dediği,yapsaydım keşke dediği,yapmasaydım tüh dediği ne varsa tek tek kapılarını açar ve kendine en ideal hayatı seçip orada kalma gibi bir arzusu vardır. Bakalım Nora bu arzusuna ulaşabilecek mi?
Kitabı şiddetle tavsiye ederim.