Fakir Baykurt kesinlikle okunması gereken bir yazar.Cumhuriyetle gelen fakat şehirlerde kalıp köylere hiç uğramayan inkılaplara ; para , makam kimdeyse ona göre işleyen , yozlaşmış adalet sistemine ve siyasete bir gönderme niteliği taşıyan değerli bir eser.Sanırım insanlık tarihinde hangi dönem olursa olsun sorunlar hep aynı.
Evcilleştirelemeyen tek hayvan kurt.Annesi yarı köpek yarı kurt , babası kurt olan Beyaz Diş'in insanlardan gördüğü sevgisizlik , eziyet sebebiyle vahşi tarafı bir bıçak gibi bilenirken ; en son sahibi ise onun köpek yani evcil yanını ortaya çıkarıyor. Evcil bir köpek olmakla vahşi bir kurt olmak arasında sürekli gidip gelen Beyaz Diş'in ilk defa bir köpek gibi uluduğunu anlatan satırlar benim için kitabın zirvesiydi ve o satırları okuduktan sonra derin bir nefes alıp ara verdiğimi , o duyguyu belki biraz fazlaca içselleştirdiğimi hatırlıyorum.Bu kitaptan sonra. artık en sevdiğim vahşi hayvan kurtlardı.
Yaşasaydı bugün , daha ne güzel , ne değerli kitaplarını okurduk dediğim ender yazarlardan Sabahattin Ali.Ah Raif Bey, ne olurdu biraz daha cesaret , biraz daha girişken olsaydın!Ama o zaman da bu kitap da bu kadar güzel olur muydu, içinde kalır mıydı bu kadar yıl, okuyanların? Her yazarın kahramanı kendisidir aslında.Sabahattin Ali , naif bir insandı ; kahramanlarının da farklı olması beklenemezdi tabi.Kuyucaklı Yusuf , Ömer, Raif Efendi ...Bir taraflarıyla hep Sabahattin Ali'ydi.
Bitmesini hiç istemediğim ama yıllar önce okumama rağmen içimde bıraktığı o ince szıyı hâlâ hissettiğim , harika kitap.Dostluk , ihanet, dışlanmışlık, geçmişle hesaplaşma...
Nehludov'la yeniden dirilmek...Nehkudov'un hikâyesi bir bakıma hepimizin hikâyesi. Çelişkileri , gel gitleri , sil baştan'ları , verdiği mücadele , herkesin âşina olduğu durumlar.Kısacası insan kalabilmenin mücadelesi.