Yedi kıtayı ve yedi denizi aşmaktan daha maceralı bir süreç başlayacaktı genç sevgililer için... Birbirlerine karşı kayıtsız kalmamak için ellerinden gelen tüm gayreti gösterecek, iki beden bir bedene sığacak, iki ruh bir ruha karışacak, iki kalp ritmi de aynı ritimde buluşarak hislerin mucizevi melodisini meydana getirecekti.
"Erkekler," diyordu, "bedenlerine ruh üflenirken bir kadının karnındadırlar; bebeklik çağında acıkıp susadıklarını, hastalandıklarını belli etmek için ağlarken yine bir kadının şefkatli kucağındadırlar; âşık olurken ve sevilirken de bir kadının kalbinde olanlar yine erkekler değil midir?.. Peki, o halde, neden erkeklerden bazıları kadına meleklerin bile kıskanacağı bir muamelede bulunurken, bazıları da acımasızca şiddet gösterisinde bulunur? Dünya böyle bir yer işte; Bazı kadınların baş üstünde tutulduğu bazı kadınların da ayaklar altına alındığı bir yer..."
İnsanın sevgiden, iyilikten ve letafetten yana hissesi ancak hissiyatı kadardı. Hal böyle iken, çok sevenlerin gönlünde duygular karşılıksız kalmayacaktı elbette.