Esra

Esra
@Rrozeriin
Ölüler Konuşuyor
Dünyaya bir daha gelirsem Aklı başında bir insan olacağım Akşamları erken uyuyacağım Ne işim var öyle meyhanelerde Pazarları parklarda gezineceğim karımla. Ben onu bunu bilmem Bunu bilir bunu söylerim Ölmek veye ölmemekte bütün mesele Yetişir ki insan ölmesin Akşamları uyuyup sabahları uyansın Ve saçları dağılsın rüzgârda Yetişir... Muzaffer Tayyip Uslu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nesiller değişiyor ama yaşadığımız aşk duygusu, aşkın başlama, gelişme ve bitme duygusu değişmiyor. Bunlar ilkel zamanlardan beri bizi takip eden hisler. Yani Orta Çağ'da nasıl aşık oluyorsak hâlâ öyle aşık oluyoruz ya da öyle âşık olmak istiyoruz. Yani bu yüce aşk fikrine, Jack'in Rose'a duyduğu tamamen adanmışlık ve fedakarlık içeren ve sonunda kendi canıyla bir bedel ödediği aşk fikrine, eski zaman hikayelerinden beri çok değer veriyoruz. Leyla ile Mecnun'u da bu yüzden seviyoruz. Selvi Boylum Al Yazmalım'ı da bu yüzden seviyoruz. Büyük bedeller ödenen, büyük fedakarlıklar içeren bir aşk fikri hoşumuza gidiyor.
Sayfa 36 - Murat Tolga Şen
1K
Kusur
Her daim uzağı gören babam yine yakınını görmekte kusurlu
Sayfa 29 - Sibel Oğuz
1K
Dönüşüm
En sonunda kendimi seçmem gerektiğini öğrendim. Üzüldüğümde, kırıldığımda, öfkelendiğimde ve canım yandığında bunu geç olmadan fark etmeyi öğrendim. Ağlayan birisine sarılmak ister gibi kendime sarılmak istemeyi, şefkat göstermeyi öğrendim. Kendimi seçmek etrafıma duvarlar örmek demek değil. Kendimi seçmek bir başkası için çabalamamak demek değil. Kendimi seçmek diğerlerini umursamamak demek değil. Uzun bir süre öyle zannettim. Bu yüzden dönüştüğüm kişiye alışmadım bir süre. Durmadan yanlış yapıyormuşum gibi hissediyordum. Her sabah başka bir bedenin içinde uyanıyormuşum gibi geliyordu: Saçlarımdan, kirpiklerimden, gözlerimden ve ellerimden yüreğime dek. Yabancıydı. Her şeyiyle. İlkbaharı, yazı ve kışı o yabancıyla geçirdim. Onu izliyordum: Birisiyle tanışırken, konuşurken, yalnız başınayken, severken, yemek yerken ve uyurken. Hiç bir zaman alışmayacağıma emindim. Varlığı rahatsız ediciydi. Ama yapabileceğim hiç bir şey yoktu. O bendi. Ve ben oydum. Biz, şimdi geçmişimizden farklı biriydik. Bir sabah uyanmıştım ve kendime dair bildiğim, ezberlediğim tüm tanımlar yitip gitmişti işte: Korkutucuydu. Sonra alıştım. Sevdim bu halimi. Hatta eskisine göre daha çok, daha fazla. İlk defa o kişi bir yabancı gibi gelmedi. Artık öğrendim: Hala beni, ben kılan şeyleri yapmaya devam edebilirim. Sevmek, değer vermek, çabalamak ve kıymet verdiğim şeyler uğruna korkusuzca hareket etmek; beni, ben kılan şeyler. Bunlar bazen canımı yakabiliyor, evet. İstediğim karşılığı her zaman alamıyorum belki. Üstelik hayat çoğu zaman adil de değil, biliyorum. Bir şeylerin sonunu görmek de kolay değil kimi zaman. Ama ne olursa olsun, sırf yara ve çizik almaktan kaçınmak için kendimiz olmaktan ve istediğimiz şeyler için çabalamaktan vazgeçecek kadar korkak birisi olmamamız gerektiğini de biliyorum.
Sayfa 24 - Aysu Altaş
Duygu/Düşünce
"Bir cesedi sırtlanmış ufacık bir ruhsun sen." Epiktetos
1K