Şiirler yazdım, kitaplar okudum.
Elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum. Derinlerde kaldım böyle bir zaman.
Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan?
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları... Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.
Stepan
Korkunçtur, bana kalırsa adımıza
hazırlanmış bir oyun var bizim.
Hepimizi yalnız bıraktıkları bir oyun
ve bilirler, insanlar yalnız kaldıkça
konuştukları dil de değişir.
Sonunda hiç anlaşamazlar. Öyle ki
bir zaman parçası içinde, bir durumun
değişmez akışında, tekdüze
kalırlar bir sıkıntı avcısı gibi
ve bir gün anlarlar ki bir güç değildir artık yalnızlık
ve bunu anlayınca, işte o zaman Lusin
aşıvermek isterler zamanla bu durumu.
Koşarlar, koşarlar, tam sınıra gelince
sanki o tel örgülere yapışmış gibi
bir duman oluverirler ya da kaskatı
bir kömür parçası, bir ceset..
Nedir bu durumda insanın anlamı?
Tragedyalar IV
"Yaratıcı çalışma, yaşama eyleminin üzerine geçirilmiş bir deli gömleğidir. Yaratıcı faaliyet; insanı çıldırmaktan, intihar etmekten alıkoyar. Rilke, bir şair adayına ancak yazmaktan kendini alamadığı takdirde şair olabileceğini söylemişti. Yaratma bir dürtüdür, bir gereksinimdir. Tek kişilik, bireysel bir çabadır. Yaratıcı yaşamını paylaşmaz. Kendisini hapseder."