Rugeyye falan işte

Rugeyye falan işte
@Rugi
Sorgulanmamış bir hayat, yaşanmaya değmez.
Evet, insanlık Batıyı içiyor. Fakat bu içiş onu şifaya götürmüyor. Hatta yavaş yavaş zehirliyor onu.
Çevrenin böylesine değişmesi ve yeni bir imkân kolleksiyonu getirmesi, ancak ruh hazırsa bir anlam ifade eder, daha doğrusu yeni bir dünyanın inşasında işe yarar. Yoksa, kedisine ruhun dikkat etmediği bir malzeme yığınından, durduğu yerde, kendiliğinden hayat doğmaz.
"Ben dedum sağa, Asiyeciğum. Bizum oğlan dilenemez. Yapamaz buni. Ne edelum, kaderumuz neyse o olur. Bizum da Allahumuz var." "İlahi Şakire! Bugün oğluna da söyledim. Yoksulun Allah'ı var ama o da yoksul. Onun ambarları da tamtakır. Onun ambar­larını insanlar yağmalamışlar. Hepsi insanların elinde; ona de­ğil, insanlara yalvaracağız. Yoksa ölüm bizi tepelemeye hazır.
... O köpek açtı. İnsanları insan bil­diğinden verdikleri her yiyeceğin insanca olacağını sanmış, ağulu et parçasını bir şefkat yiyeceği sanarak yutmuş, köpek cennetini boylamıştır. İnsanlardan insanlık beklemek, hele böy­le zamanlarda, boğanın altından buzak beklemek, gibi bir şey olur...
Bir yığın çocuk bir daha kalkıp oynamamak, ekmek istememek, cıvıldaşmamak, kavga etmemek üzere bir tek mezara atılmıştı. Bu, Şakire'nin çok gücüne gitti. İçinde korkunç bir hınç kabarmıştı. Bu felek denen şey ne korkunç bir canavardı? Babası, ağabeyi sınır boylarında mezarsız çürüyüp giden şu şehit yavrularının bir tek mutluluğu yerin altına girerek açıkta kurda kuşa yem olmaktan kurtuluşla­rıydı. Şehitlerin geride bıraktığı varlıkları bu akıbet beklemiyor muydu?