Ruhi__

Ruhi__
@Ruhi__
Kendini Adam Zannedenlerin Dünyasında, Kadın olmanın qururunu Taşıyorum!
Kendi işimin patronuyum
Eqitim şart :D
HaTaY
HataY, 3 Mart
100 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
egoistsin. deli gibi egoistsin. bi bokunda yok. bi bok yağabildiğin. bu benim fikrim tabii. iticisin. egoistliğin yüzünden. kendini normal bi insanmış gibi görmeye başla bence. bi sik değilsin çünkü.
Reklam
Siz de Aykut Oğut gibi zaman zaman da olsa evrenden torpiliniz olduğunu düşünüyor musunuz? Ne yalan söyleyeyim ben kitabı okuyana kadar pek düşünmüyordum. (Şimdi daha farklı düşünüyorum, o ayrı
Sahip olmak istediğiniz her neyse, eğer şu an olduğunuz yerden çok uzaktaysa, A’dan B’ye atlamaya çalışırken muhtemelen düşüp kafanızı gözünüzü yaracaksınız. Daha yakın mesafeleri seçin. B noktasını olabildiğince uzağa koyup, kıçınızın üstüne düştüğünüzü izlemek, EGO’nun en çok keyif aldığı oyunlardan biridir. Size garezi olduğu için değil, sadece düştüğünüzde cidden çok komik göründüğünüz için. Ego bu oyunda çok eğleniyor, ya siz? Yalan, korku ile yüzleşmeme durumudur. Bu da sizin Evren’e güvenmediğinizin göstergesidir. Yalan, aslında sizin kendinizi inkâr etmeniz durumudur.
Siz hiç 150 kilo oldunuz mu? Sizin hiç yabancı bir ülkede bavulunuzu kaybettiğiniz, sabahları mısır gevreğine bira döküp hayatta kalırken günlerce tek kelime bile konuşmadığınız, dayak yedikten sonra girdiğiniz komadan bir gözünüzü kaybetmiş olarak çıkıp tekrar parklara döndüğünüz, annenizi kaybettikten sonra hapiste yatarken babanızı kaybettiğiniz oldu mu? Benim oldu. Peki ya sonra o yabancı ülkenin dilinde şakır şakır konuşup hatta seslendirme yönetmenliği bile yaptığınız, o ülkedeki filmlerde başrol oynadığınız, 70 kilo verip filinta gibi olduğunuz, yeni ve mutlu bir hayat kurduğunuz, elinizi attığınız her işi altın yumurtlayan tavuğa çevirdiğiniz, her saniyenizi gülümseyerek geçirdiğiniz, hayatta istediğiniz her şeyi elde etmeye başladığınız oldu mu? Benim oldu. Nasıl mı? Gelin anlatayım… Sinir ve öfke korkunun şekil değiştirmiş halidir. Sorulmadan yapılan her yardım eleştiridir! Bir şeyi istemeyi reddetmek, o şeye sahip olmamayı istemek değil midir? İstemek olmanın yarısıdır. Hayatın tek amacı deneyimlemek ve keyif almaktır. Eğer mutluluk formülünüz şöyle ise, FALANCA OLAYIN OLMASI = MUTLULUK. Falanca olay olmadığında bu formül aynen şöyle değişir: FALANCA OLAYIN OLMAMASI = MUTSUZLUK. Bu da demektir ki, mutluluğunuz aslında pamuk ipliğine bağlı. Başkalarının ne dediğine, nasıl davrandığına, olayların nasıl geliştiğine bağlı. Yani HER AN DEĞİŞEBİLİR! Valla kolay gelsin. İnsan herhalde böyle bir mutluluk anlayışı ile kafayı yer. Çok ciddiyim.
Herkesin farklı bir hikâyesi var. Herkes hayatını, kendi çizdiği rotada götürüyor. Bu bir yarış değil. Aynı kulvarlarda bile değilken, bunu bir yarış haline getirmek, sadece kendinize haksızlık olur. Başarılı olmak, herhangi bir konuda başarılı olmak istiyorsanız hiçbir sistemi takip etmeden yapabilirsiniz. Yapanlar o kadar çok ki. Sakın unutmayın. Esas öğretmen kalbiniz, esas öğreti sizsiniz!