"En iyi, iyinin düşmanıdır" diye çok bilinen bir söz vardır. Bir şeyi en iyi biçimde yapmaya kalkışırsak, yani mükemmeliyetçi olursak hata yapma korkumuz artar. O zaman başka insanların önünde "yine bir hata yapacağım, yine küçük düşeceğim, benim aptal ve sıkıcı bir insan olduğumu düşünecekler" kaygısını daha yoğun hissetmeye başlarız. Hatalarımızın, eksiklerimizin, kusurlarımızın olabileceğini baştan kabul edersek bu korkuyla başa çıkmamız çok daha kolay olur. Hiçbir hata, dünyanın sonu değildir. Ve biz başkalarının bize verdiği değerden ibaret değiliz. Önce kendi kendimize değer verip güvenmeliyiz ki hayat sahnesinde rol alabilelim."
Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: Bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun, ister Rum, isterse Türk! Hepsi bir benim için. Şimdi, iyi mi, kötü mü, yalnız ona bakıyorum.
"Hayatın bir anlamı vardır ve bunu da büyükler bilir" lafı herkesin inanmak zorunda kaldığı evrensel bir yalandır. Yetişkin olup da bunun yanlış olduğu anlaşıldığında ise artık iş işten geçmiştir."