Rukiye Bozkurt profil resmi
...
10 okur puanı
20 Eyl 2019 tarihinde katıldı.
  • LİSANDA HAFİF, MİZANDA AĞIR DUÂ



    Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, sübhâna-llâhi’l-‘azîm.

    Türkçe Anlamı:

    Hamdinle Seni noksan sıfatlardan tenzîh ederim Allâh’ım. Yücelerin yücesi olan Allâh’ım! Seni noksan sıfatlardan tenzîh ederim.

    Ebû Zerr (r.a.) Resûlullâh (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivâyet etti: “Allâh’a göre sözlerin en sevimlisini sana haber vereyim mi?” dedi ve devam ederek: “Allâh’a göre sözlerin en sevimlisi şüphesiz ki: Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, cümlesidir.” (Müslim)
  • YASİN SURESİ

    (1) Yâsîn
    (2) VeI Kur’ân-iI hakîm
    (3) İnneke IemineI mürseIîn
    (4) AIâ sırâtın müstakîm
    (5) TenzîIeI azîzirrahîm
    (6) Litünzira kavmen mâ ünzire âbâühüm fehüm gâfiIûn
    (7) Lekad hakkaIkavIü aIâ ekserihim fehüm Iâ yü’minûn
    (8) İnnâ ceaInâ fî a’nâkihim agIâIen fehiye iIeI ezkâni fehüm mukmehûn
    (9) Ve ceaInâ min beyni eydîhim sedden ve min haIfihim sedden feağşeynâhüm fehüm Iâ yübsirûn
    (10) Ve sevâün aIeyhim eenzertehüm em Iem tünzirhüm Iâ yü’minûn
    (11) innemâ tünzirü menittebazzikra ve haşiyerrahmâne biIgaybi febeşşirhü bimağfiretiv ve ecrin kerîm
    (12) İnnâ nahnü nuhyiI mevtâ ve nektübü mâ kaddemû ve âsârehüm ve küIIe şey’in ahsaynâhü fî imâmin mübîn
    (13) Vadrib Iehüm meseIen ashâbeI karyeh. İz câeheI mürseIûn
    (14) İz erseInâ iIeyhi müsneyni fekezzebûhümâ fe azzeznâ bisâIisin fekâIû innâ iIeyküm mürseIûn
    (15) KâIû mâ entüm iIIâ beşerün misIünâ vemâ enzeIerrahmânü min şey’in in entüm iIIâ tekzibûn
    (16) KâIû rabbünâ ya’Iemü innâ iIeyküm IemürseIûn
    (17) Vemâ aIeynâ iIIeI beIâguI mübîn
    (18) KâIû innâ tetayyernâ biküm Iein Iem tentehû Ie nercümenneküm veIe yemessenneküm minnâ azâbün eIîm
    (19) KâIû tâirüküm meaküm ein zukkirtum beI entüm kavmün müsrifûn
    (20) Vecâe min aksaImedineti racüIün yes’â kâIe yâ kavmittebiuI mürseIîn
    (21) İttebiû men Iâ yeseIüküm ecran ve hüm muhtedûn
    (22) Vemâ Iiye Iâ a’büdüIIezî fetarenî ve iIeyhi türceûn
    (23) Eettehizü min dûnihî âIiheten in yüridnirrahmânü bi-durrin Iâ tuğni annî şefâatühüm şey’en veIâ yünkizûn
    (24) İnnî izen Iefî daIâIin mübîn
    (25) İnnî âmentü birabbiküm fesmeûn
    (26) KîIedhuIiI cennete, kâIe yâIeyte kavmî yâ’Iemûn
    (27) Bimâ gafereIî rabbî ve ceaIenî mineI mükremîn
    (28) Vemâ enzeInâ aIâ kavmihî min badihî min cündin minessemâi vemâ künnâ münziIîn
    (29) İn kânet iIIâ sayhaten vâhideten feizâhüm hâmidûn
    (30) Yâ hasreten aIeI ibâdi mâ ye’tîhim min resûIin iIIâ kânûbihî yestehziûn
    (31) EIem yerev kem ehIeknâ kabIehüm mineI kurûni ennehüm iIeyhim Iâ yerciûn
    (32) Ve in küIIün Iemmâ cemî’un Iedeynâ muhdarûn
    (33) Ve âyetün IehümüI arduI meytetü ahyeynâhâ ve ahrecnâ minhâ habben fe minhü ye’küIûn
    (34) Ve ceaInâ fîhâ cennâtin min nahîIiv ve a’nâbin ve feccernâ fîha mineI uyûn
    (35) Liye’küIû min semerihî vemâ amiIethü eydîhim efeIâ yeşkürûn
    (36) SübhânneIIezî haIekaI ezvâce küIIehâ mimmâ tünbitüI ardu ve min enfüsihim ve mimmâ Iâ ya’Iemûn
    (37) Ve âyetün IehümüIIeyü nesIehu minhünnehâre fe izâhüm muzIimûn
    (38) Veş şemsü tecrı li müstekarril leha zalike takdiyrul aziyzil aliym
    (39) VeIkamere kaddernâhü menâziIe hattâ âdekeI urcûniI kadîm
    (40) Leşşemsû yenbegî Iehâ en tüdrikeI kamere veIeIIeyIü sâbikunnehâr ve küIIün fî feIekin yesbehûn
    (41) Ve âyetüI Iehüm ennâ hameInâ zürriyyetehüm fiI füIkiI meşhûn
    (42) Ve haIâknâ Iehüm min misIihî mâ yarkebûn
    (43) Ve in neşe’ nugrıkhüm feIâ sarîha Iehüm veIâhüm yünkazûn
    (44) İIIâ rahmeten minnâ ve metâan iIâ hîn
    (45) Ve izâ kîIe Iehümüttekû mâ beyne eydîküm vemâ haIfeküm IeaIIeküm türhamûn
    (46) Vemâ te’tîhim min âyetin min âyâti rabbihim iIIâ kânû anhâ mu’ridîn
    (47) Ve izâ kîIe Iehüm enfikû mim mâ rezakakümüIIâhü, kâIeIIezîne keferû, IiIIezîne âmenû enut’ımü menIev yeşâuIIâhü et’ameh, in entüm iIIâ fî daIâIin mübîn
    (48) Ve yekûIûne metâ hâzeI va’dü in küntüm sâdikîn
    (49) Mâ yenzurûne iIIâ sayhaten vâhideten te’huzühüm vehüm yehissimûn
    (50) FeIâ yestetîûne tavsıyeten veIâ iIâ ehIihim yerciûn
    (51) Ve nüfiha fîssûri feizâhüm mineI ecdâsi iIâ rabbihim yensiIûn
    (52) KâIû yâ veyIenâ men beasena min merkadina hâzâ mâ veaderrahmânü ve sadekaI mürseIûn
    (53) İn kânet iIIâ sayhaten vâhideten feizâ hüm cemî’un Iedeynâ muhdarûn
    (54) FeIyevme Iâ tuzIemu nefsün şeyen veIâ tüczevne iIIâ mâ küntüm tâ’meIûn
    (55) İnne ashâbeI cennetiI yevme fîşüğuIin fâkihûn
    (56) Hüm ve ezvâcühüm fî zıIâIin aIeI erâiki müttekiûn
    (57) Lehüm fîhâ fâkihetün ve Iehüm mâ yeddeûn
    (58) SeIâmün kavIen min rabbin rahîm
    (59) VemtâzüI yevme eyyüheI mücrimûn
    (60) EIem a’hed iIeyküm yâ benî âdeme en Iâ tâ’buduşşeytân innehû Ieküm adüvvün mübîn
    (61) Ve enî’budûnî, hâzâ sırâtun müstekîm
    (62) Ve Iekad edaIIe minküm cibiIIen kesîran efeIem tekûnû ta’kıIûn
    (63) Hâzihî cehennemüIIetî küntüm tûadûn
    (64) lsIevheI yevme bimâ küntüm tekfürûn
    (65) EIyevme nahtimü aIâ efvâhihim ve tükeIIimünâ eydîhim ve teşhedü ercüIühüm bimâ kânû yeksibûn
    (66) VeIev neşâü Ietamesnâ aIâ a’yunihim festebekus sırâta fe ennâ yübsirûn
    (67) VeIev neşâü Iemesahnâhüm aIâ mekânetihim femestetâû mudıyyev veIâ yerciûn
    (68) Ve men nüammirhü nünekkishü fiIhaIkı, efeIâ ya’kiIûn
    (69) Ve mâ aIIemnâhüşşi’ra vemâ yenbegî Ieh in hüve iIIâ zikrün ve kur’ânün mübîn
    (70) Li yünzira men kane hayyave ve yehıkkal kavlü alel kafirın
    (71) EveIem yerav ennâ haIaknâ Iehüm mimmâ amiIet eydîna en âmen fehüm Iehâ mâIikûn
    (72) Ve zeIIeInâhâ Iehüm feminhâ rekûbühüm ve minhâ ye’küIûn
    (73) Ve Iehüm fîhâ menâfiu ve meşâribü efeIâ yeşkürûn
    (74) Vettehazû min dûniIIâhi âIiheten IeaIIehüm yünsarûn
    (75) Lâ yestetîûne nasrahüm ve hüm Iehüm cündün muhdarûn
    (76) FeIâ yahzünke kavIühüm. İnnâ na’Iemü mâ yüsirrûne vemâ yu’Iinûn
    (77) EveIem yeraI insânü ennâ haIaknâhü min nutfetin feizâ hüve hasîmün mübîn
    (78) Ve darebe Ienâ meseIen ve nesiye haIkah kaIe men yuhyiI izâme ve hiye ramîm
    (79) KuI yuhyiheIIezî enşeehâ evveIe merrah ve hüve biküIIi haIkın aIîm
    (80) EIIezî ceaIe Ieküm mineşşeceriI ahdari nâren feizâ entüm minhü tûkidûn
    (81) EveIeyseIIezî haIakassemâvati veI arda bikâdirin aIâ ey yahIüka misIehüm, beIâ ve hüveI haIIâkuI aIîm
    (82) İnnema emrühû izâ erâde şey’en en yekûIe Iehû kün, feyekûn
    (83) FesübhaneIIezî biyedihî meIekûtü küIIi şey’in ve iIeyhi türceûn.

    YASİN SURESİ MEALİ (Diyanet)

    Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
    1. Yâ Sîn.(1)

    (1) Bu harflerle ilgili olarak Bakara sûresinin ilk âyetinin dipnotuna bakınız. 
    2,3,4. (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki, sen elbette dosdoğru bir yol üzere (peygamber) gönderilenlerdensin.

    5,6. Kur'an, ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

    7. Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

    8. Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

    9. Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

    10. Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

    11. Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.

    12. Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.

    13. (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.

    14. Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler.

    15. Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."

    16. (Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."

    17. "Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."

    18. Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."

    19. Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.

    20. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."

    21. "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."

    22. "Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz."

    23. "O'nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."

    24. "O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum."

    25. "Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!"

    26,27. (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.

    28. Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.

    29. Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.

    30. Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.

    31. Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?

    32. Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.

    33. Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.

    34,35. Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?(2)

    (2) Bu âyet şöyle de tercüme edilebilir: "Meyvelerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Hâlâ şükretmeyecekler mi?" 
    36. Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.

    37. Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.

    38. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri (düzenlemesi)dir.

    39. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.

    40. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

    41. Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.

    42. Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.

    43. Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.

    44. Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.

    45. Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.

    46. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.

    47. Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.

    48. "Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.

    49. Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.

    50. Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

    51. Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.

    52. Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."

    53. Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.

    54. O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.

    55. Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.

    56. Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.

    57. Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.

    58. Çok merhametli olan Rab'den bir söz olarak (kendilerine) "Selâm" (vardır).

    59. (Allah, şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"

    60,61. "Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"

    62. "Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?"

    63. "İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir."

    64. "İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!"

    65. O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.

    66. Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!

    67. Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.

    68. Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?

    69. Biz, o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

    70. (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur'an'ı indirdik.

    71. Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.

    72. Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.

    73. Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

    74. Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilâhlar edindiler.

    75. Onlar, ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde, ilâhlar onlara yardım edemezler.

    76. (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

    77. İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.

    78. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"

    79. De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."

    80. O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.(3)

    (3) Bu âyette, Arapların "marh" ve "afar" adını verdikleri iki cins ağacı yaş hâlde iken birbirine sürterek ateş yakmalarına işaret edilmektedir. 
    81. Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.

    82. Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.

    83. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.
  • Rabbenâğfirlî

    رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

    Okunuşu: Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu'minine yevme yekûmu'l hisâb.

    Anlamı: Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü'minleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla
  • Rabbenâ âtina

    رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

    Okunuşu: Rabbenâ âtina fid'dunyâ haseneten ve fil'âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr.

    Anlamı: Allah'ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru.
  • Sevgili Dostlar,

    Allah, Peygamber ve müminlerin sizden razı olması için aşağıdaki duaları çok çok tekrar etmenizde fayda vardır.

    Bir hadisten rivayetle Peygamber Efendimiz (SAV) Hz Aişe validemize buyurdular.

    Yâ Âişe, bir kere

    “ Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ cemî’il Enbiyâi velmürselîn ” de ki, bütün peygamberler senden razı olsun.

    Bir kere  “ Allahümmağfirlî ve li vâlideyye ve li-meşâyıhiyye ve lil mü’minîne vel mü’minât vel müslimîne vel müslimâti el ahyâi minhüm vel emvât ” de ki,
    bütün müminler senden razı olur.

    Bir kere de “ Sübhânallahi vel hamdü lillahi ve lâ ilahe illallahü vallahü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm ” de ki,
    Allahü teâlâ senden razı olsun.
  • Rızık Darlığı ve Geçim sıkıntısı  için Okunacak Dua

    Rızık ve bereketi veren, rahmeti sonsuz Allah’tır. Allah’ın kuluna takdir ettiği rızkı kazanımlarını engelleyecek hiçbir güç ve kuvvet yoktur. Allah’ın vermediği kısmet etmediği rızkı ve nimetleri de hiç bir güç ona ulaştıramaz.

    Abdullah bin Amr’dan ;

    “Rızkınızın bollaşması için sadaka vererek, Allah’tan yardım isteyin” (Deylemi)

    Rızkın bollaşmasını, kazancın artmasını, servetin çoğalmasını isteyen kimse; sadaka vermekten muhtaçlara hayırda bulunmaktan geri durmamalıdır.

    “Allahın sana vermediği rızkı, sana hiçbir kimse veremez. Verdiği rızka da hiç kimse engel olamaz.” (Taberani)

    OKUNUŞU: “Allahümme raddıni bi kazaike ve barik li fi ma kuddira li hatta la uhibbe ta’cile ma ahharte ve la te’hira ma accelte.”

    ANLAMI :“Allah’ım beni hükmüne razı kıl ve bana takdir olunanda bereket ihsan eyle ki, ben senin geri bıraktığını öne almanı , öne aldığını geri bırakmanı istemeyeyim.”

     

    Amin
  • Kötü Giden İşlerin Açılması için Dua

    Aslında insanın zaman zaman sıkıntı yaşaması, krizlerle karşılaşması, işlerinde gerileme ve daralma olması, bütünüyle aleyhine bir durum da sayılmaz. Bu gibi haller kişiyi gafletten uyandırır. Allah’a daha çok yaklaştırır ve duayı arttırır.

    İşleri Kötü gidenin yapması gereken dualar

    İşleri kötü giden biri (işçi, tüccar, işadamı vs) her gün, sabah namazından sonra temiz niyet , sağlam bir iman ile Cenab-ı Hakk’ın

    1 -) “Ya Basitu” = “Genişleten  Bereketlendiren, arttıran.” ism-i şerifini 72 kez tekrar eder.

    2-) Sabah namazından sonra her gün “Ya Vehhab” ism-i şerifi 186 kez tekrarlanır.

    3-) Sonra aşağıdaki duayı okur.

    OKUNUŞU : “Ya Allahu, Ya Rahmanu, Ya Rahim. Bi hürmeti Taha ve Yasin ve bi hürmeti men erseltehu rahmeten li’l-alemin. Allahümme salli ala Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim.” 

    Amin.

    İnşallah işleriniz yoluna girer.
  • Hz. Adem’in Tövbe Duası



    Hz. Adem ile Hz. Havva şeytanın telkini ile  Cennetteki yasak meyveden yedikleri için ceza olarak Cennet’ten çıkartılıp dünyaya gönderilince çok göz yaşı döktüler ve affedilmelerine vesile olan bu duayı yaptılar.

    Okunuşu :”Rabbena zalemna enfüsena ve in lem tağfir lena terhamna, le nekunenne mine’l-hasirin” (Araf 7/23)

    Anlamı : “Rabbimiz! Kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz şüphesiz kaybedenlerden oluruz.”

    Bu istifarı akşam namazından sonra 33 veya 100 kere okumanın büyük sevabı vardır. Fakat bizim ayetten iktibasla şöyle okumamız daha doğru olur.

    Okunuşu : “Rabbi inni zalemtü nefsi ve in lem tağfir li ve terhamni le ekunenne mine’l-hasirin”

    Anlamı  : “Ey Rabbim, ben kendime zulmettim, eğer Sen beni affetmezsen ben şüphesiz hüsrana düşenlerden olurum”

    Amin

     

    Bir Hadisten Alıntı :

    Resulallah :

    Ölen hiçbir kimse yoktur ki, amellerinin mükafat veya cezasını gördüğü vakit pişmanlık duymuş olmasın.
    Onun bu sözlerini duyan sahabiler sordular :

    -Ya Resulallah! Kişinin duyacağı pişmanlık nedendir?
    -Eğer, iyi amelleri olan bir kişi ise, bu iyi amellerini niçin daha arttırmadığına pişman olur. Kötü amelleri olan bir kişi ise, yaptığı bu kötü amelleri niçin terkedip tövbe etmediğine pişman olur. (Tırmizi)
  • İMANIN ŞARTLARI NELERDİR?

    Allahü teâlânın varlığına ve birliğine inanmak

    Meleklerine inanmak

    Allahü teâlânın indirdiği kitaplarına inanmak

    Allahü teâlânın Peygamberlerine inanmak

    Ahiret gününe inanmak

    Kadere, yani hayır ve şerlerin (iyilik ve kötülüklerin) Allahü teâlâdan olduğuna inanmak.

    İmanın Şartları

    1) Allah’ın Varlığına ve Birliğine İnanmak

    Allah’a iman, Allah’ı yüksek sıfatlarla adlandırmak ve noksan sıfatlardan uzak tutmak gerekir. Allah’ın birliğine ve varlığına kalben inanmak ve bunu dil ile zikretmek gerekiyo ve yapılan bütün ibadetleri başkalarını katmaksızın sadece Allah için yapıldığının bilincinde olmak, bu yönde ibadetleri gerçekleştirmek gerekiyor. Allah’ın varlığına iman ederek ibadetlerin Allah’ın buyrukları doğrultusunda yapılması gerekiyor.

    2) Meleklere İnanmak

    Meleklerin Allah tarafından yaratılmıştır. Dişilik ve erkeklik cinsiyeti olmayan ve Allah’ü teala’ya itaat etmek için yaratılmış varlıklardır. Dört büyük melek şunlardır: Cebrail, İsrafil, Mikail ve Azrail’dir. Bunların dışında da melekler vardır, bunların varlıklarına da 

    3) Allah Tarafından Gönderilen Kitaplara İnanmak

    Allah'ü Teala, kullarına peygamberler aracılığı ile kitaplar göndermiştir. Bunların hepsine inanmak gerekiyor. Ancak son kitap Kur'an-ı Kerim hariç, diğer kitaplar üzerinde sonradan değişiklikler yapılmıştır ama bunların Allah tarafından gönderildiğine iman etmek gerekiyor.Kur'an-ı Kerim değişmediğine ve son kitap olduğuna iman edip kalben inanmak gerekiyor.

    4) Peygamberlere İnanmak

    Peygamber, Allah’ın yeryüzündeki elçisidir. Elçi olarak görevlendirilen, doğru yolu gösterirler. Allah tarafından gönderilen tüm peygamberlere iman etmek gerekiyor. Kuran-i Kerim’de 25 Peygamberin adı geçmektedir biliyoruz ki daha fazla peygamber gelip geçmiştir. Bunların hepsine iman ederek en son peygamberin Hz. Muhammed (SAV)olduğuna kalben inanmak gerekir.

    5) Ahiret Gününe İnanmak

    Ölümden sonra dirilmeye inanmaya ve ebediyen bir hayat olacağına iman etmek gerekir.Ahiret gününe iman etmek, ahirete, öldükten sonra dirilmeye inanmak imanınşartlarından biridir.

    6) Kaderin, hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine İnanmak

    Kader, kazanın ve şerrin Allahtan geldiğine imandır. Kaderin hayrın ve şerrin Allah tarafından geldiğine iman etmek gerekir.

    Kader, Allah’ın bir şeyin varlığını ezelden dilemesine denilmiştir.

    Kaza, Allah’ın ezelden irade ettiği ve takdir buyurduğu zaman iradenin ve takdirinin uygun bir biçimde meydana gelmesidir.

    Bu altı şarttan bir tanesine bile iman etmeyen kişi mümin sayılmaz. Altı şartın hepsine kalben iman etmek gerekiyor.
...
10 okur puanı
20 Eyl 2019 tarihinde katıldı.

Şu anda okuduğu kitap

  • Hayırlısı

Okuduğu kitaplar 18 kitap

  • Hasbelkader
  • Momo
  • Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe
  • Sen On Yedi Yaşımsın
  • Küçük Prens
  • Gezgin Cambazlar
  • Elif Gibi Sevmek 2
  • Elif Gibi Sevmek 1
  • Eyvallah 2
  • Eyvallah 1

Okuyacağı kitaplar 41 kitap

  • Denemeler
  • Aşk ve Gurur
  • Romantika
  • Jane Eyre
  • Küçük Mucizeler Dükkanı
  • Aşk Neden Can Yakar?
  • Nargin
  • Piraye
  • Korku
  • Ve Dağlar Yankılandı

Kütüphanesindekiler 53 kitap

  • Denemeler
  • Aşk ve Gurur
  • Hasbelkader
  • Hayırlısı
  • Romantika
  • Jane Eyre
  • Küçük Mucizeler Dükkanı
  • Aşk Neden Can Yakar?
  • Nargin
  • Piraye

Beğendiği kitaplar 1 kitap

  • Sol Ayağım

Beğendiği yazarlar 16 kitap

  • M. Fatih Çıtlak
  • Huzeyfe Mücahid Osmanoğlu
  • Didem Madak
  • Mehmet Yıldız
  • Zülfü Livaneli
  • Franz Kafka
  • Dostoyevski
  • Halil Cibran
  • Ahmet Ümit
  • Sabahattin Ali
Okur takip önerileri
Daha fazla