Rubin

Rubin
@Rumorbz
Sürüngen
Hala eğitiliyor
Pipa Hanedanlığı
6 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Onda şiirle uzun süre uğraşmak hastalıklı bir hassasiyet meydana getirmişti. Öyle bir hassasiyet ki, o illete tutulanları başkaları için anlaşılmaz, mantıklı olduklarına kesin bir hüküm verilemez, hareketlerinde, fikirlerinde, duygularında bir büyüklük olduğuna inanılır da doğruluğunu kabule cesaret edilemez bilmeceler haline getirir. Öyle bir hassasiyet ki bir gün hayatı bütün çirkinlikleriyle, aç kalmış ailelerden, gözsüz genç kızlardan, beynini bir kurşun parçasıyla dağıtan ümitsizlerden, avuç açan beyaz saçlı adamlardan, çocuklarını kilise kapılarına bırakan annelerden, bir şarap şişesinin yanında insanlıktan çıkmaya çalışan talihsizlerden, bütün o çirkinliklerden meydana gelmiş gösterir, insana “Kaç! Bu hayattan kaç!” der, diğer bir gün gözlerinin önüne bütün güzelliklerini döker, bulutların arasında nazlı nazlı yüzen bir ay, türlü renklerin yangınları içinde ufuklardan çekilip giden bir güneş, etekleri denizlere dökülmüş yeşil dağlar gösterir, “Sev! Bu tabiatı sev!” der...
Reklam
Onun dünyası işte şu yavaş yavaş açılan beyninin içinde mai bir sema, o mai semanın içinde birçok gülümseyen ümit yıldızlarından ibaretti. Orada da bir elmas yağmuru...
Doğu Roma İmparatorluğu döneminde, İstanbul’un bu ilk yerleşimini örten suların üzerinde bir liman kurulmuştur. Binlerce yıl sonra bu limandaki kalıntıları ortaya çıkaran arkeologlar, sivri burunlu, yuvarlak topuklu bir çift kadın ayakkabısı bulurlar. Kuş ve çiçek resimleriyle bezenmiş sandaletin üstünde “Sağlıkta kullanın hanımefendi, güzellikte ve mutlulukta giyin...” yazılıdır. Böylelikle, Kız Kulesi’nin ayaklarını denize sokmadan önce çıkardığı ayakkabıları da bulunmuş olur! İstanbul’da, MS 5. yüzyıl ile 7. yüzyıl arasında yaşamış bir ayakkabı ustasının yaptığı her kadın ayakkabısının içine sağlıklı, güzel ve mutlu günlerde kullanılması dileğini yazması, “Hayatın zenginliği hisse senetlerinde değil, hissi senetlerdedir” sözünün değerini bir kez daha yükseltiyor.
...Abdülaziz’in ayakkabılarının tabanı açılacak, içine İstanbul toprağı serildikten sonra yapıştırılacaktır. Böylelikle padişah dünyanın neresine giderse gitsin kendi toprağına basmış, kendi toprağından dışarı bir adım bile atmamış olacaktır! Abdülaziz’in ayakkabılarının içindeki toprak sayesinde İstanbul, Avrupa’nın birçok köşesini gezmiş olan tek dünya kentidir!
Yirmi yaşında olmadığımız halde bizler de mutlu olduğumuz anları gözden geçirsek, bütün kainatın karşısında titrediği şu kelimeye ulaşmaz mıyız? “Hiç!”
Reklam