hayat insana asla acımaz.
hayatta hiçbir şey için taviz verme. verdiğin her taviz, hayalinden bir parça alır götürür. sonunda amacına ulaşırsın belki. ama hayalinden geriye tek bir parça bile kalmamıştır.
işte aynen böyle oldu. hayalini kurduğum, gerçekleştirmek istediğim ne varsa el birliği ile içine sıçtılar. artık hayal kurmaktan yoruldum. insanları dinlemekten de yoruldum. herkes çok konuşuyor ve hepside kendinden çok emin. inandıkları doğruları ispatlama gereği bile duymuyorlar. herkes her şeyi biliyor. az bir sakin olun, hanginize inanacağımı şaşırdım diye bağırmak istiyorum. ama bağırmıyorum. onun yerine bir sigara daha yakıyorum. çünkü birini dinlerken gözlerine bakamıyorum. hepimizin gözlerinde birer mezar taşı gizli. benimkinin üstünden yazanları okutmak istemiyorum. karanlıkta uyuyamadığım için geceleri çalışıyorum. sessizlikten korktuğum için kalabalığa karışıyorum. başka türlü kafamdaki sesleri susturamıyorum. ömrüm boyunca onlara benzememek için uğraştım . işin kötüsü onların kim olduğunu bile bilmiyorum. önce kafamın içinde bir çember oluşturuyorum. sonra da onun etrafında dönüp duruyorum. yaşlanmak; geleceğini düşlemeyi bırakıp, geçmişini düşlemekle başlıyor. yaşlanıyorum.
işler kötüye gitmeye başladığı zaman önünü alamazsın. bir çıkış yolu aramaya çalıştıkça kaybolur,düştüğün kuyudan yukarı tırmanmaya çalıştıkça daha da derine düşersin. bir ses, bir el, bir umut ışığı beklersin. ama tüm beklentilerin boşunadır. işte böyle anlarda tek bir şey düşlersin; keşke hayat filmlerdeki gibi olsa.
hiç beklemediğin bir anda yeni biriyle tanışırsın. sen ona adını söylersin o da sana adını söyler. el sıkışma ve memnun olma kısımlarını çabucak geçersiniz. sanki çok eskiden tanıyorsunuzdur birbirinizi. aynı şarkıları dinleyip, aynı filmleri izlemişsinizdir.