Şu göç yolu, metropol, şu ipekten kelebek
Kuvözden seken mermi, küvetten taşan kan
Trajikomik fiyasko çünkü kan damlıyorum ben.
Şu çağın tabancasına göğüs gerdim kırıldım ah
Ve içimde nişanalabiliyormuşum duygusu
Bağışlayın, o gün bir koridordu oluşturduğum yer.
Elbette Rimbaud elbette Mayakovski
Menşei cennet ehlî Hasan Sabbah da söyler!
Hasan Basri yoksa ve göğüs germişse köpekler
Göğsündeki kemiklerin bir önemi yoktur.
Mümkünümü almışken şu edepsiz heykel,
Nasıl olur da hâlâ gümüşlerle yontulur!
Şimdi tüm denizleri içsem çatlayana kadar
Ya da gözlerinizde biriksem bir gece
On sekiz yıldır bir koridordu oluşturduğum yer,
Ah cürmüm bu gece nefis bir yer kaplar.
Ve işte Sahra ve mağara ve Allah!
Sanıyorum ki daha önce de görmüştüm bunları.
Şimdi siz çarmıhtaki İsa gibi yatıyorken yatağınızda
–ne büyük meseleler yaptınız acûl hayatlarınızı–
Kliseler ve liseler