“Kemalizm kanunu” diye uydurulan masalını bir kenara bırak önce. Bahsettiğin 5816 sayılı kanun, Atatürk’ün sağlığında çıkarılmış bir yasa değil. Ne Atatürk’ün kendi talimatıyla çıkmıştır ne de “kendini koruma refleksiyle” yazılmıştır. 1951 yılında, yani Atatürk’ün vefatından yıllar sonra, Demokrat Parti iktidarı döneminde yürürlüğe girmiştir. Hani bugün bazı çevrelerin göklere çıkardığı Adnan Menderes dönemi var ya, işte o dönem.
Yani ortada ironik bir durum var: Bir yandan o dönemi övüp diğer yandan o dönemde çıkan bir yasayı “Kemalizm dayatması” diye pazarlamak, ya ciddi bir cehalet ya da bilinçli bir çarpıtma.
Kaldı ki mesele sadece tarih bilgisi de değil. Bir ülkenin kurucu liderine yönelik sistematik hakaret ve itibarsızlaştırma girişimlerine karşı bir koruma refleksi geliştirmesi dünyanın her yerinde görülebilecek bir durumdur. Bunu “düşünce özgürlüğü” kılıfına sokup çarpıtmak, meseleyi anlamamak değil, anlamak istememektir.
Özetle: Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak yerine, önce açıp kanunun ne zaman, kim tarafından ve hangi şartlarda çıkarıldığını öğrenmek gerekir. Aksi hâlde ortaya çıkan şey eleştiri değil, sadece cehalet, küstahlık ve gürültüdür.