Daha çocukluktan başlayarak, herkesin su içebileceği bir çeşme olarak inşa edilmişizdir. Sıkça kendimize rağmen akarız. Dışarıya şenlikle akan suların, ruhun dik yamaçlarından getirilen gürültüler olup olmadığını hiç bilemeyiz…
“Dün annem evde yokken, bir kez daha açıp okudum yazdıklarını. Eve sığmaz oldum, sokaklara sığmaz oldum, şehre sığmaz oldum, sığmaz oldum pencerelere. Ruhum, içinde tayların dolaştığı bir çayır gibi genişledikçe genişledi. Ben bana sığmaz oldum. Gidip aynanın karşısına geçtim sonra, bir merak işte! Eskiden yaz ne de çabuk gelirdi…”