Türkülerin doğru okunması konusun da çok titiz. İşinde prensip sahibi. Bütün o dönemdeki sanatkârlar gibi türkü söylemenin, saz çalmanın merkezine parayı yerleştirmemiş...
Birkaç kez görüp âşık olduğu ve evlenemediği "Birgül'ün hayaliyle türküler söylüyor, ağıtlar yakıyor. Dağları, taşları hasret ateşinin harıyla yakıp kavuruyor. Koyunların, keçilerin ardındaki çocuk, zamanla yörenin bütün müziklerini ustalıkla çalan bir dev oluyor...
" ... Ezan Türkçe okunmaya başladığı zaman müezzinliği bırakır. Türkçe ezan okumaz. Ta ki ezan tekrar Arapça okunmaya başlayınca müezzinliğe geri döner. Güzelses'in bu tasavvufi yönü ne yazık ki ısrarla görülmek ve gösterilmek istenmiyor."