Yazarın daha önce Mısırlı polis Yusuf Khalifa'nın maceralarını anlattığı 3 kitabını okumuştum. Bu kitapta da kahramanın maceraları devam ediyor. Tam bir Ortadoğu polisiyesi.
Son zamanlarda yapay zeka ile yapılmış Musa Eroğlu'nun Candan İleri türküsünü dinliyorum ve sürekli kafamda bu kitap. Hoş okurken de ne zaman adı geçse türküyü söylüyordum ya o da ayrı mesele
Uzun zaman sonra ilk kez inceleme yazıyorum. İlk 200 sayfasında çok ilginç şeyler okuduğum kitapta 200 sayfadan sonra bilgi bombardımanına devam ederken konu çok fazla dallanıp budaklanıyor. Aynı bilgiler farklı kişiler tarafından anlatılınca tekrara düşüyor ve ister istemez okuyucuyu sıkıyor. Ayrıca İstanbul sokaklarında yanından geçilen her tarihi yerin detayına inince okuyucu detayda boğuluyor. Ben okurken bir yerden sonra yazdığı sayfa başına para alan Rus yazarlara benzettim durumu. Nitekim 600 sayfada kitap konuyu bir yere bağlamadan bitti. Muhtemelen kitabın devamı gelecek ve bir kaç konu da ikinci kitaba bırakılabilirdi. Her şeye rağmen oldukça akıcı bir kitap. Aşırı akademik terimle boğmuyor okuyucuyu
Batılı yazarların yaratmaya çalıştığı "Kahraman Lawrence" karakterinin aslında tamamen şişirme bir figür olduğu ve kendisine atfedilen başarıların aslında İngiliz ordusu mensupları tarafından kendisinden çok önce planlanıp uygulandığı anlatılıyor. Bunun yanında yine de Lawrence'in zeka ve komplo kurma becerisinin hakkı veriliyor. Kitap biraz Kuşçubaşı'ndan ziyade Lawrence üzerinde duruyor.
Fransız ihtilali sonrasında yayılan milliyetçilik akımıyla birlikte kaynayan kazana dönen Makedonya'da Sultan 2. Murat tarafından bölgeye yerleştirilen köklü bir ailenin torunu ve varisi olan Zülfikar Bey'in Balkan Savaşları ve 1. Dünya savaşında verdiği "Makedonya Makedonyalılarındır" mücadelesini anlatıyor roman. Ödüllü romanlar genellikle bana ağır gelir ancak korktuğum gibi olmadı. Gerek kurgusu gerek anlatımı beni sardı. Okunası bir kitap.