Bayburtlu Zihni yazmış bunu. Yazar kitabin sonunda buna benzer olarak Trabzonlu Şair Hafiz Zuhdi'nin Hamsi Destanı ile Ziver Efendinin Hamsi Gazeli ni de eklemiş. Yalnız Hamamizade İhsan'ın eserine değişmemiş ki İhsan dışında farklı Hamamizadelere değiniyor kitapta. Ayrıca yazar 1935 yılında yapmış olduğu araştırmalarda bulduğu mezar taşı kitabelerini de eklemiş.
Kitap Dumlupınar'dan sonra İzmir'e girişi, Yunanlıların çekilişi sırasında yaptıkları mezalimi, itilaf devletlerinin kurtuluş savaşımıza bakışı ve en sonunda da ingilizlerle olan diplomatik savaşımızı anlatıyor. Daha önce yazarın Sakarya isimli kitabında olduğu gibi ordumuzun ilerlemesini ilmek ilmek anlatıyor. Her ne kadar yunan ve Türk ordularını ayrı ayrı isimlendirerek anlatsada bu noktada kafa karışıklığı yaratıyor. Onun dışında kitap son derece güzel
Kardeşim kitap dönemini çok iyi anlatıyor. Trabzonun mahallelerini halkın yaşayışını o dönemdeki çeteleşmeleri vs. Ben beğendim. İlk fırsatta devamını okuyacam
1. Dünya Savaşı sırasın Rusların Doğu Anadolu’da ilerlemesiyle bu yörelerde yaşayan Ermenilerin arasına soktukları ajanlar vasıtasıyla Bağımsız Ermenistan Devleti kurulacağı vaadiyle kandırılan Ermeniler bir çok yerde gizlice silahlanarak katliam gerçekleştirmeye başladılar. Çanakkale zafaeri neticesinde ihtilal olup Ruslar savaştan çekilince ortada kalan Ermenilerden bu katliamın intikamı alınırcasına ele geçenler tıpkı kendi akrabalarına yapıldığı gibi Türkler tarafından öldürüldüler. Yıllarca Türk komşularıyla barış içinde yaşan Ermenilerin ilk fırsatta böyle bir katliama girişmesi hiçbir zaman anlaşılamamıştır. Köprüden Fırat’ın azgın sularına atılan bebekler, uzuvları kesilen erkekler ırzına geçilen kadınlar, köpeklerin ve diğer vahşi hayvanların parçaladığı cesetler insanın içinde insanlığa ait ne varsa tamamen yok ettiği bir ortam.Ve yine bütün bunlara rağmen insanlığını kaybetmeyen bir avuç vicdan sahibi insan… Yazar bütün bunları büyük bir ustalıkla anlatıyor. Ermeni tehciri konusunu tüm çıplaklığıyla okuyucusuna o dehşeti yaşatıyor. Ortaya okunulası bir eser çıkıyor.
Bu konuya hep akademik usullerle yaklaşılıyor. Genellikle merkezde hep rakamlar oluyor. İnsan rakama bürünüyor. Ben dahil, yıllarca böyle okudum katliamları ve tehcirleri.
Bu konunun bir de insan merkezli okunması gerektiğini hep düşünüyor ve eksikliğini çekiyordum.
Değerlendirmeni okuyunca ağabey, bu eserle bu eksikliği tamamlayabileceğimi düşündüm. Umarım hissiyatı doğru müşahede etmişimdir.
Esir sepetime ekliyorum, mutlaka okuyacağım. Değerlendirme için çok teşekkür ederim.🙏🏻
Yazar önsözünde olaylari birebir yaşayanlarla yaptığı konuşmalar ışığında kitabı yazdığını vurguluyor. Bu da anlatılanların gerçekliğini pekiştiriyor. Kitabı ben Nadir'den almıştım. Sen de ordan temin edebilirsin.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın selefi olarak Ahmet Mithat Efendi’nin Pîr’liğini yaptığı bu gelenek, bilmem övgüye ihtiyaç duyar mıdır? Zira ehli için işaret, malumatın kendisidir. Öyleyse biz de, mübalağa
Bu kitabı ben de okumuştum geçen yıl sonu galiba. Olayın geçtiği döneme farklı bir bakış açısı getirirken batılılaşma konusunda da iyi ve kötü olmak üzere olayın kahramanları üzerinden örnekler veriyor.