Biliyor musun,tuhaf bir canlılıkla doluyum. Hakikati biliyorum, ilahi doğruyu kötülükten,doğruyu yanlıştan ayırt ediyorum. Uzağı net biçimde görüyorum. Neredeyse Tanrı' ya da inanabilirdim. Ama...
işte böyle diyordu isabelle, "sana karşı akıllı bir politika gütmek istemiyordum" diyordu. nasıl da anlıyorum onu. aşkı bir güç ve dengeler savaşına dönüştüren duygusuzluktan, çirkinlikten, bayağılıktan ve kurnazlıktan nefret ediyorum. tıpkı isabelle gibi. ve şimdiye kadar hep bu şekilde davrandım; tıpkı isabelle'in davrandığı gibi. görüyorum ki, elime geçen hiçbir şey yok. kurnazlıkla ve birtakım denge unsurlarıyla beslenmeyen bir ilişkinin günümüzde maalesef yaşamaya pek şansı kalmıyor. bu denge unsurları işin içine girdi mi de ben kendimi iğrenç hissediyorum. yapımda olmayan şeyleri, birtakım kurnazlıkları, uçarılıkları, şehvetli yapmacıklıkları oldum olası beceremedim. belki de bu sebeple hep kaybettim, hep kaybediyorum. biliyor musunuz; hiç mühim değil. ben neysem o olmaya hep devam edeceğim. tıpkı isabelle gibi.