1996-97 yıllarında Samsun’un Havza ilçesinde ortaokula giderken, hayatın ne kadar hızlı akıp gideceğini bilmezdim. Aradan geçen onca yıl, çocukluğuma ait birçok anıyı usulca hafızamdan silip götürdü. Sevdiğim birçok insanın bir daha göremediğim yüzleri, sesler, sokaklar, oyunlar… Çoğu artık sislerin ardında kaldı. Ama nedense bahar geldiğinde okul yoluna düşen akasya ağaçlarının kokusu hâlâ içimde capcanlı duruyor.
Sabahın serinliğinde o sokaklardan geçerken akasyaların etrafa yayılan o hafif, tatlı kokusu ruhuma işlerdi. Şimdi bile ne zaman bir akasya ağacı görsem, elim istemsizce uzanıyor; dalından küçücük bir parça koparıp kokladığım anda yıllar bir anda geriye sarılıyor. Kendimi yeniden o dar sokaklarda, sırtımda çantamla okula yetişmeye çalışan çocuk hâlimle buluyorum.
Bazı hatıralar gözden silinir, bazıları ise bir kokuya saklanırmış. Benim çocukluğum da akasya kokusunun içinde saklı kaldı sanki. O masum günler, kaygısız kahkahalar, arkadaşlarla geçen vakitler… Hepsi bir kuş misali uçup gitti. Geriye ise bahar rüzgârına karışan o tanıdık akasya kokusu ve insanın içini ince bir hüzünle dolduran güzel anılar kaldı.