Ali Şahin

Ali Şahin
@SERASKER07
Yunanistan'a giderken, vapurda iki gençle tanışıyor Miller*. Yunanlı talebeyi çok beğeniyor. Dünyadan kaybolduğunu sandığı insanca duygulara kavuşmak sevindiriyor romancıyı ve Yunanistan'ı görmeden aşık oluyor Yunanlılara. Türk talebeye gelince: "Hiç hoşlanmadım ondan diyor, en kötü taraflarıyla Amerikan kafası. Hayat yokmuş Türkiye'de. Ne zaman olacak? diye sordum. Ne zaman biz de Amerika gibi, Almanya gibi olursak, dedi. Hayatı hayat yapan madde idi, makine idi, ona göre." (The Colosus of Maroussi, s. 8-9) Sürgüne gider gibi yurduna dönen bu bahtsız delikanlı, uzun bir zincirin son halkalarından biri. Ne Avrupalı, ne Asyalı. Ne Fransız, ne Türk. Kopmuş ve bağlanamamış.
Sayfa 156·Kitabı okudu
Reklam
Edebiyatımızda yunanperestlik Yahya Kemal ile başlar, Yahya Kemal ve Yakup Kadri ile. İran'dan Yunan'a geçen iki dost bu yolculuktan altın meyvelerle dönerler. Ama anlarlar ki gurbet tehlikelerle dolu... Baki'leri, Galip'leri, Hamit'leri yetiştiren bir şiiri, Yunan-ı kadime bağlamak, ummanı ırmağa bağlamaktır.
Sayfa 145·Kitabı okudu
Haşet kitabevinden ibaretti Avrupamız, girdapları olmayan bir kıta, tezatsız ve tek boyutlu; bir kartpostal Avrupası. Coğrafyamızda tek kıta vardı, kafatasımızda tek yarım küre. Türkçe konuşan birer Fransız'dık.
Sayfa 139·Kitabı okudu
"Genç kuşaklar, Batı'nın bit pazarlarından ithal edilmiş bu hazır elbiselere küçümseyerek bakıyor. Hoca öğretmen oldu, talebe öğrenci. Öğretmen ne demek? Ne soğuk, ne haysiyetsiz, ne çirkin kelime. Hoca öğretmez, yetiştirir, aydınlatır, yaratır. Öğrenci ne demek? Talebe isteyendir, isteyen, arayan, susayan. "
"Cemiyetle beraber hakikatlerde değişir. Tek tehlike bunu kavramamak, kzıl şal görmüş İspanyol boğası gibi, her düşünceye ve her düşünene saldırmak:Bu canım memleket bu yüzden bir cüzzamlılar ülkesidir." (Jurnal, 19.11.1964)
Reklam