115 sayfalık upuzun bir hikaye okudum. Keşke bitmese, dedim. Sıkılmadan okuyabileceğiniz, sonraki sayfayı merak ettiren, su gibi akıp giden bir eser Uzun Hikâye.
Bulgaristan göçmeni Ali'nin Münire'yi kaçırmasıyla başlıyor hikayemiz. Göçebe olarak yaşarken bir gün bir vagonda yaşamaya başlıyorlar oğullarıyla birlikte. Münire'nin vefatı ile Ali Bey oğluyla birlikte belirsiz bir yolculuğa çıkıyor. Ama o zamanların düşünce anlayışı, politik yapısı, halkın karanlık düzeni izin vermiyor bir türlü Ali Bey'in yerleşik bir hayat yaşamasına. Savruluyor ordan oraya oğluyla birlikte. Yaşanılanları oğlunun ağzından dinlerken düşüncelere dalıp gidiyorsunuz.
Bu kitabın filmi de varmış, aynı isimle. En yakın zamanda onu da izleyecegim. Dilerim o da kitap kadar içine alır beni.
Dün akşam Fosforlu Cevriye Müzikali'ni izlemeye gittim. Çok çok çok kalabalıktı. İnsanlardaki sanat sevgisine bayılıyorum.😍 Ama gel gör ki salon çok sıcaktı. Etkinlik çıkışı Ankara ayazına yenik düştüm. Boğaz ağrısı, kulak ağrısı, baş ağrısı, burun akıntısı, halsizlik... Sanat uğruna yatağa düştüm. 🥴😮💨🤧🤒🤕😷