Eğer birini seviyorsam herkesi seviyorumdur ; dünyayı, yaşamayı seviyorumdur.Eğer birine "Seni seviyorum" diyebiliyorsam , "Sende herkesi seviyorum,seninle tüm dünyayı tanıyorum,sende aynı zamanda kendimi de seviyorum" da diyebilmeliyim.
"Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi sevmemiş. Hiçbir şey yapmamış, hiçbir şey anlatamaz. Hiçbir şey anlamayan, değersizdir. Oysa anlayan kişi aynı zamanda sever, farkına varır, görür… Bir şeyin aslında ne kadar bilgisi varsa, sevgisi de o kadar büyük olur… Tüm yemişlerin böğürtlenlere aynı zamanda olgunlaştığını düşünen kişi, üzümlere hiç kim bir şey bilmiyor demektir.
PARACELSUS
“Ömür, hayatın bize anlam kazandıran kısmıdır.”
Peki biz ömür sermayemizi nasıl kullanıyoruz?
Mona A.Tufanın kaleminden çıkan bu eser, insanın varlıkla, kozmosla ve kendi hakikatiyle ilişkisini sorguluyor. “Bir varmış bir yokmuş” diye başlayan masalların aslında varoluşun özeti olabileceğini hatırlatıyor.
İbn Arabi der ki:
“İnsanın kusuru kemalidir. İnsan kusurlu olmasa onu Tanrı sanırdık.”
Yorgunluklarımız, başarısızlıklarımız, düşmelerimiz, kusurlarımız…
Belki de bizim gamzelerimizdir.
Gamze de bir yüz kusurudur ama ne hoş bir kusur…
İnsanı insan yapan, eksikliğiyle tamam oluşudur.
Kırıldığımız yerlerden sızan ışık, belki de hakikatin ta kendisidir.
Ve bizim varoluşumuz sonsuzdur.
Yunus Emre ne güzel söyler:
“Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası.”
Düşeriz, kalkarız, eksiliriz, tamamlanırız…
Ama her seferinde yeniden doğarız.
Belki de insan olmak tam olarak budur.
İbn Arabi’nin derinliği, Nietzsche’nin cesareti ve Heidegger’in varlık sorgusuyla zenginleşen bu metin; insanı kusuruyla, düşüşüyle ve yeniden doğuşuyla anlamaya davet ediyor.
Kendini arayanlara ,aramaya çalışanlara,ötekini tanımaya çalışanlara tavsiyedir efendim.