Şimdi Ve Gelecek
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, okuyucuyu, geçmişin, belleğin, düşünmenin, dilin, başkaldırının, aşk ve erotizmin yok edildiği bir toplumda yaşanan insanlık karabasanıyla yüz yüz getirdiği içindir ki, yazıldığı ve yayımlandığı dönemin güncelliklerinin çok ötesinde bir yapıttır. Bir karabasanın ürkünç labirentinde yolumuzu ararken, içinde yaşadığımız gerçek dünyanın önyargıları, hoşgörüsüzlükleri, bağnazlıkları, baskı ve zorbalıkları, kayıtsızlık ve horgörüleri çıkar karşımıza. Evet, Orwell'ın bu kitabı yalnızca geleceğe ilişkin değil, günümüze ilişkin de bir uyarıdır. Belki de, gelecek şimdi olduğunda artık çok geç olacağına ilişkin bir uyarı.
Celâl ÜSTER, Aralık 2010
(Bence ek olarak geçmişin de gözler önüne getirilmesine ilişkin bir uyarı. )
Derler ki zaman her şeyi iyi edermiş,
Zamanla her şey unutulur gidermiş,
Bir de bana sor, o gözyaşları ve kahkahalar,
Bugün hala canımı yakar, yüreğimi dağlar!
Elizabeth ve Jane... İki harikulade kız kardeş. Ama gel gör ki aile yapıları durumlarını biraz sıkıntıya sokuyor
Mr. Bennet, kütüphanesini eşinden daha çok seven bir aile babası; Mrs. Bennet ise beş kızını evlendirme telaşı ile yanıp tutuşan ve en kötü durumda bile kıyafet derdine düşen bir anne. Jane, sezgileriyle ve iyimserliğiyle ön planda, Elizabeth ise akıl ve mantık dolu.
Önyargı ve gururu en çok Elizabeth'te hissettim çünkü Mr. Darcy'ye karşı en başından önyargılı bir tutum izleyip kendi gururundan bu tutumunu değiştirmek istememesiydi.
Bunun dışında söylenmesi gerekirken suskunluğa çekildiğimizde hayatın ne kadar acımasız olabileceği görülüyor. Bununla birlikte ne kadar anlatmaya çalışsak da olaylar yine kader eşiğinde oluveriyor...
Keyifle okumanız dileğiyle