İslâm kitapları 8. Yüzyılda Süryanî, Musevî, Hıristiyan ve Zerdüşt bilginler tarafından kendi dillerine tercüme edildi.
Avrupalı bilginler ise büyük bir hevesle tüm İslâmî kitapları Latinceye çevirdiler.
Yakın bir tarihte Cambridge Üniversitesi Müslümanların el yazması eserlerini satın alarak "Gut, romatizma ve kolik" üzerine yazmış oldukları tezlerini incelemiştir.
Ali İbn Rabban'ın yazmış olduğu Firdevsu'l Hikmet "tıp, felsefe, meteoroloji, zooloji, embriyoloji, psikoloji, astronomi" ile ilgilidir. Ancak bu eserin dünyada sadece 2 adet el yazma nüshası kalmıştır. Nerededir bunlar peki?
Biri British Museum'da
biri ise Berlin'de saklanmaktadır!
Bunca istifadeye rağmen yine de bizleri uygar olmayan barbarlar olarak nitelendirdiler.
Sâhi, neydi her seferinde suratımıza bir tokat gibi çarptıkları uygarlık ?
Tiyatro sahnelerinde gladyatörlere insan parçalatmak mı ?
Örneğin, Doğu'nun "kendi kendini yönetemeyeceği" algısı, sömürgeci müdahalelere zemin hazırlamıştır.
Ve her ne hikmetse petrolü biten,
altını biten Ortadoğuya "demokrasi" getirmeye kalkmıştır (!)
Çünkü 18. ve 19. yüzyılda Batılı devletler Müslüman coğrafyaları işgal ederken yalnızca toprakları değil, zihinleri de ele geçirmek istediler.
Oryantalizm tam olarak bu amaçla üretildi: İslâm'ı "gerici, bilim dışı, kadını ezen, ilerlemeyi engelleyen" ola-rak tanıtmak için!
Edward Said'in ifadesiyle:
"Oryantalizm, Batı'nın Doğu'yu yönetebilmek için onu kendi istediği gibi tanımlama biçimidir
Avrupa'da kilise güneşin sabit olduğunu kabul etmeyi sapkınlık sayarken, İslâm âlimleri gökbilimi "cami avlularında" öğretiyordu.
Ortaçağ Avrupa'sında teleskopa şeytanın aleti denilirken, Bağdat'ta, Semerkand'da, Kurtuba'da dev gözlemevleri kuruluyordu.
Çünkü İslâm, bilimi tehdit değil, ibâdetin hizmetkârı olarak görüyordü.
İbn Sîna'nın “el-Kânûn fi't-Tıbb" adlı eseri, Avrupa üniversitelerinde 600 yıl boyunca okutulmuştur ve hâlâ orijinal nüshası Müslümanlardan gizlenmektedir.
el-Cezerî'nin otomat makineleri, bugünkü robot teknolojisinin temellerini atmıştır.