Bir hikaye nasıl hayatta kalır? Okura ne hissetmesi gerektiğini dikte ederek mi, yoksa o duyguyu satır aralarına gizleyip keşfedilmeyi bekleyerek mi?
S. Pinhân mahlasıyla kaleme aldığım kurgu dünyasında, masamın en sarsılmaz kuralı her zaman 'Gösterme, Anlat' oldu. Karakterin üzüldüğünü doğrudan söylemek yerine; titreyen parmakları, boğazdaki o düğümü ve şakaktan süzülen soğuk teri tasvir etmeyi; okuru o duyguyla baş başa bırakmayı tercih ediyorum. Kelime ekonomisine sadık kalarak, gereksiz tüm zarflardan arınmış, doğrudan ve güçlü eylemlerle örülü bir dil inşa etmek asıl zanaat.
Beş kitaplık bir serinin ilk halkası olan ve kibir üzerine kurulu 'Şah - İhanet ve Arzu' dönemini geride bıraktık. Şimdi ise tahtada yepyeni ve çok daha çetin bir hamle var: Tamamen zekâ ve strateji üzerine kurulu olan ikinci kitap, 'Mat'.
Kurguyu ilmek ilmek işlerken, olay örgüsündeki en ufak bir mantık hatasına veya klişeye yer vermemek adına kendi metinlerime bir editör gözüyle, en acımasız eleştirmen olarak yaklaşıyorum. Çünkü buradaki okurların, metindeki derinliği ve tutarlılığı ne kadar dikkate aldığını biliyorum.
Burada; kurgu mimarisini, karakter arketiplerini, satır arası stratejileri ve edebiyatın o görünmez mutfağını birlikte konuşacağız.
Kelimelerin gücüne inanan tüm okurlarla burada, Pinhan Atölye tadında derin tahlillerde buluşmak dileğiyle.
Keyifli okumalar, nitelikli keşifler.
S. Pinhân