Onlara göre bu saatler bir kimsenin,hele yağmurlu bir günde evden çıkmış bir kimsenin eve dönmek için vakti pek erken bulacağı ve iyisine kötüsüne bakmaksızın bir kahveye dalacağı saatlerdi.
Sonra,Paris'te uyanmanın nasıl farklı olduğunu düşündü.Akşamları dans edilir,oradan buradan konuşulur,gecenin büyük bir kısmı arkadaşlarla geçirilir,ardından da uyarılmış duyuların renkli resimleri titreştirmeyi sürdürdüğü yorgunluğa bağlı o muhteşem uyku gelirdi.
"Kardaş,şu çocuğu ver bana da başımı alıp Antep köylüklerine gideyim.Ölecek bu dağlarda.Açlıktan ölecek ... Rızam'ın kanından vazgeçtim.Rızam'ın yerine işte bu! Ver de gideyim.Büyütüyüm sabiyi.