"Oğlanlar erkek adam olacak şekilde büyütülmüşlerdi. Kızlarsa evlenmek üzere yetiştirilmişlerdi. Gergef işlemeyi, makineyle dikiş dikmeyi, kukalı dantel örmeyi, çamaşır yıkayıp ütü ütülemeyi, yapma çiçekler, kendi uydurdukları tatlılar yapmayı, aşk pusulaları yazmayı bilirlerdi."
Yazar Kolombiya'daki bir kasaba halkının gündelik hayatını, sevinçlerini, sıkıntılarını akıcı bir dille bizlere taşıyor. Farklı bir kültürde geçen benzer ögeler etkileyiciydi. Yazarın diğer kitaplarını merak etmeme sebep oldu, tavsiye ediyorum.
Dikkat, spoiler içerir:
Hikayede karakterimiz Santiago Nasar'ın öldürüleceği başından beri belliydi. Hatta Pedro-Pablo Vicario kardeşler bunu herkese ilan etmişti. Ama nasıl olduysa herkes olayı biliyor, kimse karışmıyor. Hatta bunu destekleyenler bile çıkıyor. Esasında ilginç olan, Santiago Nasar'ın Angelo Vicario ile gerçekten beraber olup olmadığı kesin değil. Angelo'nun birini koruyor olması da mümkün. Biri de çıkıp demiyor ki "Santiago kardeşim, sen böyle bir şey yaptın mı?". Neticede gönülsüz bir cinayet ile yargısız infaz gerçekleşiyor.
İşlenen konular:
*Toplumsal analiz(Güney Amerika-Kolombiya)
*Töre-namus cinayeti
"Geçen gün sözlükte rokoko kelimesini aradığımda şatafatlı ancak içeriği boş olan dekoratif bir tarz olarak tanımlandığını görünce güldüm. Harika bir cevap. Güzelliğin içeriği falan olur mu hiç? Saf güzellik her zaman anlamsız ve ahlaksızdır."