Ömer Faruk Özsu

Ömer Faruk Özsu
@Sailor33
Avukat
İÜ Hukuk, MÜ İktisat ABD YL
İstanbul
Erdemli
10 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
“...Şans hazır olmadıklarını düşündüğü kişiler için zaman harcamayacak kadar gururlu bir tanrıçadır”
Sayfa 24 - GOA Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
“Kamer sineması 1965 yılında faaliyete geçmişti. Mersin’de salonu soğutulabilen ilk sinemaydı. Türkiye’de Teknik Üniversite’nin haftada bir kısa yayını dışında televizyon yayını yoktu. O tarihlerde Lübnan, Kıbrıs ve Suriye’de yayın vardı. Sinemaya rağbeti arttırmak için, Yugoslavya göçmenlerinin, göç ederken getirip, etejer olarak kullandıkları televizyonlarını sattıklarını öğrenince, İstanbul’dan bir tane satın alıp sinemanın holüne konuldu. Net olarak alınan, özellikle Şam’dan yapılan yayın tabii Arapça’ydı ve devamlı Arapça şarkılar okunuyordu. Mersin’de ve civar köylerde bir çok Mersin’li Arapça konuşuyordu. Kendi lisanında şarkı dinlemeye dayanamayanlar bilet kestirip sinemaya geldiler. Ancak hiçbiri içeri girip film seyretmedi, TV izliyorlardı. Alıcı holden kaldırılıncaya kadar bu böyle sürdü.”
Sayfa 210·Kitabı okudu
Tarih
“Mersin’in düşman işgalinden kurtulduğu gün, “Çete Bayramı” adı ile kutlanır ve yer yerinden oynardı. Yurdumuzun birçok köşesi işgale uğradı. Her birinin ayrı bir kurtuluş öyküsü vardır. Örneğin; İzmir’e ordu birlikleri girmiş ve İzmir kurtarılmıştır. Fakat Çukuova’da mücadele çeteler ile olmuştur. Mersin’de iki yılı aşan Fransız işgaline karşı Müdafâyı Hukuk tarafından oluşturulan Milli Kuvvetler, işgal süresince mücadele etmişler, savaş vermişlerdir. Kurtuluşu müteakip dağlardan inen çeteler Mersin’e ilk defa Hastane caddesinden girmişlerdir.”
Sayfa 226·Kitabı okudu
Tarih
“1970 baharıydı. Beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Faşistler Mustafa Kuseyri’yi öldürdü. Koşa koşa dergiye geldim. Adakale sokak’taki devrim bürosuna. Doğan bey (Avcıoğlu), her zamanki gibi kesif sigara dumanlı, küçücük odasında çalışıyordu. Ağzının bir kenarından hiç eksik olmayan Samsun cigarasını tüttürürken; “bak Hasan” dedi gözlüklerinin üstünden bakarak, “Kuseyri’yi faşistler öldürmedi. Bir arkadaşı kazayla vurmuş...” Bir dolmuşa atlayıp Cebeci’ye, Siyasal Bilgiler’in yanındaki Basın Yayın’a gittim. Dışarıda öğrenciler “kahrolsun faşistler!” diye slogan atıyordu. Olay akşam vakti olmuştu. Kuseyri, tabancayla Rus ruleti oynarken yakın arkadaşı Nejat Arun tarafından kaza sonucu vurulmuştu. Nejat’ın kaçarken bıraktığı kanlı el izlerini silenler arasında, o zamanlar Doğu Perinçek’in “beyaz Aydınlıkçı” ya da “Proleter Devrimci Aydınlık”(pda) saflarında yer alan Cengiz Çandar da vardı. Ve olay örtbas edildi. Hemen ertesi gün Ankara’da Anayasa’ya saygı yürüyüşü düzenlendi. Faşizmi telin için! Kuseyri olayının iç yüzünü bilenlerden biri de Doğu Perinçek idi. Hiç unutmam, o gün Hukuk Fakültesi’nin önünde yürüyüş başlarken kulağıma eğilip “yaptığınız olacak iş mi?” Demişti bana...”
Doğan Kitap·Kitabı okudu
Siyaset
“Anlatmak istediğim şey, İslâm’ın evrensel mesajı ile, bu mesajı algılayan insanların tarihi, sosyoljik ve siyasi şartlara göre oluşan düşünüş ve davranış biçimlerinin her zaman aynı olmadığı idi. Rahmetli Prof. Erol Güngör de, dinin hiçbir şekilde değişmediğine ama insanların dinle ilgili anlayışlarının devirlere, şartlara göre değiştiğine dikkat çekmişti. Gerçekten de İslâm bugün bir yandan Humeyni ve eli bombalı Orta Doğu teröristleriyle, öte yandan da Garaudy ve Cat Stevens örneğinde onbinlerce, yüzbinlerce Batılı’yı cezbeden yönüyle gündemdedir.”
Sayfa 229 - Haricilik ve Şiâ İslâm’da Devrimciliğin Sosyolojik Kaynakları, Taha Akyol, Kubbealtı Neşriyatı, İstanbul 1988·Kitabı okudu
Din