"Çocuk düşmüş dizini acıtmıştır. Yanında onu kucağına alıp sakinleştiren, sonra da gözyaşlarını silip dizine bant yapıştıran bir annesi varsa; hastalandığında en sevdiği oyuncağı koynuna verip ona masal okuyan bir babası olur-sa; okulda yaramazlık yapıp cezalandırıldığında, evin bir köşesine çekilip öğretmenin neden ona kızdığını sakin bir biçimde açıklayarak, bir dahaki sefere nasıl davranması gerektiğini anlatan bir annesi varsa; bir yarışmada başarı-sızlığa uğradığında ona sonucun değil, yarışmaya katılma-nin ve elinden gelenin en iyisini yapmanın [diğer yönden geçemese de, bu yönden birinciyi bile geçebilir) önemini anlatan bir babası varsa, bu çocuk sadece mutluluk ve gü-ven duyguları içinde bir çocukluk yaşamakla kalmayacak, gençlik günlerinin sorunlarıyla karşılaştığında da, işte hep bu küçük küçük olay ve anılardan öğrendikleriyle sorunla-n göğüsleyebilecektir." diyor (İpek Ongun.)
"İlim şehrinin kapısı" olan Hz. Ali ise "Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oynayın, 15 yaşına kadar arkadaş olun, 15 yaşından sonra istişare edin." diyerek, çocuklarımıza han-gi aşamalarda nasıl yaklaşmamız gerektiğini özetlemiş.