Ben, hiçbir biçimde dünyada önem verilen şeylerden biri değildir, aslında “ben” en az merak edilen ve sahip olduğunun görülmesine izin verilmesinin en sakıncalı olduğu şeydir. Tehlikenin en büyüğü olan ben’in kaybı, aramızda hiçbir şey olmamış gibi fark edilmeden gerçekleşebilir. Ne olursa olsun, bacağın veya kolun, servetin, kadının veya bilinmeyen herhangi başka bir şeyin kaybı, hiçbir şey bu kadar az gürültü yapamaz.
Ben, sonsuzun ve sonlunun birleşiminden oluşur. Ama sentezi bir ilişkidir ve bu ilişki türev olsa da kendine yani özgürlük olan şeye bağlıdır. Ben, özgürlüktür. Ama özgürlük, olabilirim ve zorunluluğun iki kategorisinin diyalektiğidir.
..ve eğer yaşamın yalnızca umutsuzluğu taşıyorsa gerisinin hiçbir önemi yoktur! ister zaferler isterse yenilgiler söz konusu olsun, senin için her şey kaybedilmiştir.
"Nasıl bu kadar mutlusun peki?" diye sordum. Sahiden anlayamıyordum. Şimdiye kadar hiç kimseye sormamıştım. Hiçbir arkadaşıma l,hikayelerini dinlediğim,acılarına tanık olduğum, çöküşlerine,bitişlerinr ve yeniden tutunup yeniden başlayışlarına tanık olduğum hiçbir arkadaşıma soramamıstım. Kamile sordum.
"Nasıl Toparladın Kamil? Nasıl böyle mutlusun?"
Bana annesini alıp giden lavaboya bakıyormuş gibi bakıyor ve yeniden gülmeyi başarabilen insanların muamması için birkaç cümle bıraktı..
" Toparlayamadım Doktor"dedi. Emin ol Kimse toparlayamıyor. Sadece Herkes başka türlü dağılıyor