Din söz konusu olduğunda duygusal karşı çıkışlar her zaman olur ve karşı çıkan sadece kendi fikrine uyan kısımlarını görür. Mesela dindar bir insanın karşı dinden olan birini hiç gözünü kırpmadan ve neşe içinde öldürdüğü sayısız tarihsel olaylar bir anda adeta yok olur zihninden.
Paylaşımınız bana Ulus Baker'in şu cümlelerini hatırlattı, hatta bu hatırlatma vesilesiyle ileti olarak da paylaştım: ''Muhafazakar, özellikle modern çağın insanıdır; eski, “geleneksel” denen toplumlarda “muhafazakâr” yoktur. Bunun nedeni ise çok kolay anlatılabilir: gelenek, eğer gerçekten gelenekse, zaten kendini koruyacak güce sahiptir ve insanların onu korumak, muhafaza etmek için beyinlerini zorlamaya çok ender durumlarda ihtiyaçları olur. Muhafazakârlık, ancak gelenek ortadan kalkarak tarihsel bir hayal perdesinin arkasında kaldığı andan itibaren mümkün olan duygusal bir yaşantıdır.''
Bir değeri muhafaza etmekle, onun bir gelenek halini alması arasındaki farkı anlamak açısından çok değerli buluyorum.