Sade Bir Hayat isimli kitabında, Hwang Bo-Reum, adından da anlaşılacağı üzere içinde boğulduğumuz tüketim ve uyaran çılgınlığında, temel ve basit olana dönmenin yollarını anlatıyor.
Kitabı okurken, izlemeyi çok sevdiğim Kore usulü youtube vlog’larını seyrederken olduğu gibi derin bir huzur hissettim ve zaman sanki daha yavaş akıyormuş gibi geldi. Bazı kitaplar, başkasının hayatından bahsederken size de kendi yaşamınıza bir projeksiyon tutma fırsatı verir. Sade Hayat benim için böyle bir kitap oldu.
Kelimelerin büyüsüne inanan, hem okumaya hem düşüncelerini yazmaya sevdalı biri olarak, yazarın özellikle yazmakla ilgili tavrını okumak çok keyifliydi. Orhan Pamuk’un Öteki Renkler isimli deneme kitabına atıfta bulunarak yazmaya yaklaşımını “renklendirmesi” hoş bir sürprizdi. Kitapların bile, bu sosyal medya çağında,bir tüketim çılgınlığına dönüştüğü günümüzde, “Biraz dur” diyenin yine bir kitap olması hiç de şaşırtıcı değil aslında.
Yazarın, sadelikte saklı zenginliği , kendi hayatından örneklerle, çekincesiz ve samimi bir dille aktarmasını sevdim. Sade Bir Hayat, özellikle kişisel gelişim kitaplarından hoşlanan, başucundaki kitaptan zaman zaman rastgele bir sayfa açıp bir kaç satır okumayı seven ve yazmakla ilgilenen herkesin keyif alacağı bir kitap.
Çeviri Müge Kübra Oğuz’a ait, editör Ali Çelebi, baskı hatasız ve genel tasarımı çok sade ve şık.
Gelecekte analog ve basit bir yaşamın gerçek lüks olacağını savunan biri olarak Sade Bir Hayat’tan bana ne kaldığını sorarsanız: “Basit ve yavaş bir hayat gerçek özgürlüktür ve aslında ihtiyacımız olan tek şey de budur.” derim.