Siz deyin bir söz ormanında yüzüyorum. Siz deyin ahı tuttu ağaçların, kuruttum. Ektiğim toprakları yiyorum. Siz deyin, çığlık: Kendimle yüzyüze ölüyorum.
"Biri çıkıp bu şehri anlatsın bana
Yağmur başlayınca niye telefon edilmiyor
En uzak semtlere niye en hurda otobüsler,
Niye en güzel günlerde yaşanan hep
Hep işsizlik, hep ayrılık, hep keder!"
" Seni zorlu yıllardan sonra karşılaşan
Kavga arkadaşlarının neşesiyle,
Batarak kirpiklerime kadar gümüşten denizlere
Vur emriyle aranan bir kaçakmışsın gibi
Taşırım can evimin en saklı yerinde..."
" Nereye yürüdüysem bakışın, duruşun, sesin
Anladım söndürmeliyim tutuşan yüreğimi
Kendimi yakmış olurum yakarsam bu şehri
Çünkü sen her şeyinle bendesin "