Okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Hikayesi,olay örgüsü ve karakterleriyle okumaya doyamadığım bir kitap oldu. İçinde çok fazla acı ve ölüm olmasına rağmen kendini sevdirdi açıkçası ve kitap bittiğinde kendi kendime "işte gerçek hayat bu!" dediğimi anımsıyorum. Dahası sonunu beğendiğim tek kitaptı. Normalde kitap bittiğinde sonu hep yarım kalmış hissettirir bana fakat bu onlardan biri değildi. Bir kadın olarak Meryem ve Leyla'nın Raşit'ten sonraki hayatını okudukça kitabın içine girip Raşit karakterini boğasım geldi fakat im okay with it now. Ki bu da aklıma Nana'nın söylediği şu satıları getiriyor: "Pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi bir erkeğin suçlayan parmağı da hep bir kadını gösterir. Her zaman. Bunu hiç unutma, Meryem." Genel olarak kitap boyunca hikayenin akışıyla birlikte kah üzüldük kah yine üzüldük fakat sonuç olarak hep üzüldük. Her ne kadar kitap "mutlu son" ile bitse de bir miktar tamamlanmamış ve buruk bir mutlu son olduğunu düşündüm hep. Son olarak eğer çok hassas bir kalbiniz varsa ya hiç okumayın ya da önce kendinizi olabilecek her şeye önceden hazırlayın derim :) Keyifli okumalar!