Hastalık düzeyinde beğenilme,
taktidir edilme, herkese üstünlük kurma hırsımız var. Eskisi gibi değiliz,
istediklerimize artık daha kolay erişebiliyoruz ama unuttuğumuz bir
şey var, duyguları göz ardı etmeye başladık. Seni gördüm sevdim, iki
gün sonra “Ben yapamıyorum” hissizliğine savrulduk. Ağızlardan çıkan
kelimelerde iyiliğe, karaktere, kalbe övgüler dizilirken, fiiliyatta gerçek
şu şekilde ilerlemekte: görselliğe, popülarite ve maddiyata hayran olma
halini, gayet açık bir şekilde gözlemleyebilirsiniz.
Ataerkil düzen öyle kolay değişmiyor! Bu düşünce yapısının
yerleşmesinde kadınların, erkekler kadar sorumlulukları var. Erkek
çocuğun her yanlışını görmezden gelip sırtını sıvazlarken kızını
baskılayan, babalar kadar annelerdir. Evde dönen dolapların hepsini
anne bilir. Bir zamanlar “En Son Babalar Duyar” adlı bir dizi vardı.
Gerçekten de öyle, evin amiri kadındır. Herkesin yakındığı, değiştirmek
için çabaladığı bu sistemin devam etmesinde ana damar esasen
annelerdir. Çocuğunuzu yetiştirme tarzınız size ve topluma olumlu
ve olumsuz olarak geri dönecektir. Ağam, paşam, diye erkek çocuk
yetiştirirseniz sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız.
Padişah gibi yetişen kişi, karşı cinsi basitleştirir ve sadece kendileri
için yaratılmış obje gibi anlamlandırırlar. Böyle insan yetiştirirseniz,
gazetelerin üçüncü sayfalarından kadına şiddet haberlerini izleyip,
ah, vah dersiniz. Sizler bu suça ortaksınız. Erkeğin yüceltildiği,
kadının baskılandığı toplumda çarpık, çelişik kafaların oluşması gayet
normaldir. Kızın“Mervelerdeyim, “ diye erkek arkadaşında kalır, Oğlun
da korkmadan “Ben kız arkadaşımın yanına gidiyorum” der. Kızın
yalan söylemek zorunda kalır. Ah Merveler ah! Genç kızlarımızın
oksijen tüpleri, can simitleri o Merveler!