“Kadere meydan okumanın çok çeşitli yolları vardır ve neredeyse hepsi de boşunadır ve en kötüsünün olacağını düşünmeye mecbur kalırken en iyisinin olacağına inanmak ise bu yolların en sıradanlarındandır,…, evreni kendi patikalarında ve gezegenleri de kendi yörüngesinde tutan denge zorunluluğu, bir taraftan bir şey eksildiğinde öte tarafa ona az çok denk, eğer mümkünde aynı nitelikte ve aynı oranda bir şey konmasını her zaman şart koşar, böylece farklı muamele görmekten kaynaklı yakınmalar birikmiş olmaz.”
“aslında hepimiz sinirli, şaşkın, ne yapacağını bilemez haldeyiz ve bildiğimiz üzere, bu ruh halindeyken gerçekte düşünmediğimiz şeyi söylemek kolaydır,”
Körlük kitabını ilk okuduğumda konusu beni çok etkilemiş ve yalın anlatımıyla olayın herbir safhasında karakterlerin yanında, olayları yaşadığımı hissetmiştim. Betimlemeler dahi netliği ve başarısıyla olayla bütünleşerek yormadan okutuyor kendisini. Sadece, nabzı yükselten bazı bölümlerdeki kalabalık betimlemeler, nabızla senkronize olmuş okuma hızını biraz yavaşlatıyor daha iyi anlayabilmek için. Sanırım kendi açımdan sorun olarak nitelendireceğim tek şey bu olur. İkinci kere okudum ve her okuyuşumda canlılığını koruyacak nadir kitaplardan olduğunu düşünüyorum.