Kadınlara kötü davranış, erkeğe evlilikle verilmiş bir haktı. Erkek demir ve pirinç kakmalı çizmeler giyiyor ve çocuklarının annesi olan evin kadınını döverek gözlerini morarttıktan sonra, onu yere fırlatıyor ve kakmalı çizmeleriyle üzerine çıkarak çiğniyordu, tıpkı vahşi Batı'da bir atın çıngıraklı yılanı ezip çiğnemesi gibi... Erkekler ekonomik yönden işverenlerine bağımlı idiler, kadınlar da erkeklerine. Bunun sonucu olarak işyerinde onları ezen üstlerini dövmek isteyen erkekler, bu öfkelerini evde eşlerinden çıkarıyor, onları öldüresiye dövüyorlardı. Kadınlar bütün bu kaba güç gösterisine katlanmak zorundaydılar. Eğer kadın, kocasının tüm bu işkenceye varan kötü davranışları sonucunda ölmemişse genel olarak kimse bunu şikayet konusu yapmıyordu.
Bizler ve Katolik Kilisesi'nin yasalarına sıkı sıkıya bağlı cemaat üyeleri, dünyadaki en büyük kötülüklerin kadınlardan geldiğini, kobra yılanının ve ejderhaların zehrinin erkeklere kadınlarla yakınlıklarından daha az zarar verdiğini bilen kimseler olarak, ruhsal ve bedensel sağlığımızı korumak için, bizim felaketimiz demek olan kadınlara yaklaşmamaya ve onlardan zehirli hayvanlardan olduğu kadar uzak durmaya oybirliği ile karar verdik.