''Okumak bir yağmur gibi senin için, çiçek açtırıyor, yemiş verdiriyor senin dallarında.'' der Nazım Usta ve ekler; ''İşten boş vakit bulunca okumak değil, okumaktan boş vakit bulunca iş yapmalısın.''
Gül renginde gün doğarken
Boğazdan gemiler usulca geçerken
Gel çıkalım bu şehirden
Ağaçlar gökyüzü ve toprak uyurken
Dolaşalım kumsallarda
Çılgın kalabalık artık uzaklarda
Yorulursan yaslan bana
Sarılıp uyuyalım gün batımında
Belki üstümüzden bir kuş geçer
Kanadından bir tüy düşer
İner döne döne gökyüzünden
Hiç bir yüz güzel değil senin yüzünden
Haydi kalk gidelim bu şehirden
Gün doğarken ya da güneş batarken
Belki kuşlar geçer üstümüzden
Kanatlanır senin ellerinden
Ellerinden...
Yüksek sadakat
Belki üstümüzden bir kuş geçer
Artık çok geç yalvarma
Dönüş yok o yıllara
Bilki sana bu son veda
Yürekli olmadan
Meydan okumadan
Yaşanmaz aşk
Yanlış zaman
Yanlış insan
Tutunmak imkansız
Bıktım yamalı sevdalardan
Yanlış bahar
Kış güneşi
Yoruldum her bulduğumda
Kaybetmekten seni
Kıyamete kadar
Kapattım kalbimi
Azar coşar deli gönül
Bu gözler ah neler görür
Hasret bana göre değil
Özlemin içimde
Yine seni büyütür
Tarkan
Kış güneşi