Bir de, - Fahim Bey'e acilamamis olan bir mevzu daha -bir de, bir insan iyi kitaplara kavuştuktan sonra, alelade kimselerin sözlerine karşı muskulpesent davranır oluyor...Size kıymet verebileceginiz bir haberi değil, ancak kendi taşıdığı boşluğu getiren bir insana, yani insanların çoğuna rast geldiniz mi, "Siz daha ağzınızı açmadan ben ne söyleyebileceğinizi biliyorum!" diyerek kaçma arzusu duyuyorsunuz.
Dahası var: ... Herkes özünü sakladığını umarken aldanır, acemidir, bunu saklayamaz; fakat karşısındakinin maksatlarini duyarken herkes ustattir, aldanmaz, gözünden hiçbir şey kaçırmaz. Karşımızda söylenen her şeyi tahrif ederken biz ona içimizden, "Sen dilediğini söyle. Ben istediğini biliyorum. Yalanı duyarken doğruyu da anlıyorum!" diyoruz.
Hayallerimiz bizi başka bir iklime çıkarır. Hayalperest in ayaklari yerden kesilmiştir. Artık o bir hülya aleminde uçar. Bir gün Mevlana'nin dönerken yavaş yavaş yerden ayrılarak uçmaya koyulduğunu gören müritlerinin kendisini, başı tavana çarpmadan uyandırmak için hafif bir gürültü yapmış oldukları rivayeti doğruysa bu hadisenin ananevi hatırasına uyarak, Mevleviler dervişlerine, döne döne uçmasinlar diye, yeryüzünden bir ses duyurmak için musiki calarlarmiş.