Sen ne kendine yetiyorsun, ne de benim sana yetmeme izin veriyorsun. Oluşturup, içine hapsolduğun bu yokluk hissi elinden kayıp gidecek diye ödün kopuyor.
Bir söz okumuştum "İnsan arzu ettiği şeyi değil, arzusunu sever" diye. Bu kabulleniş, yaşamın kalan kısmının çabasız ve amaçsız geçirilmesine neden olur. En azından benim için öyle.