Bu eserde esas olarak İbn Tufeyl’in yazdığı ilk felsefi ve robinsonad roman olan Hay Bin Yakzan yer almakta. Issız bir adada yaşamına başlayan Hay, annesi ceylanın ölümüyle kendini uzun bir düşünme ve araştırma halinde bulur. Hay; bitkileri, hayvanları, gök cisimlerini gözlemleyerek O’nu keşfeder ve O’nun varlığında kendini bulur. Hay’ın öyküsü kitapta 79.sayfada başlamakta. Fakat 79.sayfaya kadar olan kısmı, kitabı hazırlayanın biz okuyucuları da Hay’ın hikayesine hazırladığı süreç olarak nitelendirebiliriz.
Öyle ki; İslam dünyasında alegorik öykü geleneğini başlatan İbn Sina’nın da Hay Bin Yakzan isimli bir anlatısı mevcuttur.
İbn Sina ise bu eserini yazarken Salaman ve Absal’dan etkilenmiştir. İşte İbn Tufeyl’in eseri de İbn Sina’dan etkilenmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Fakat isimlerindeki aynılıktan başka bu iki eser arasında bir benzerlik yoktur.
Kitapta önce Salaman ve Absal’ın farklı versiyonları anlatılmış daha sonra İbn Sina’nın Hay Bin Yakzan’ı ve nihayet İbn Tufeyl’in eseri olan Hay Bin Yakzan anlatılmıştır.
İslam felsefesinin öyküleme tekniğiyle anlatıldığı ve dünyada bilinenin aksine birçok alanda ilk olan bu eser herkesin kitaplığında bulunmalı. Bugüne kadar okuduklarımın arasında en iyilerin içinde yer alacak bir eser. Bir defada asla tam anlamıyla anlaşılabileceğini düşünmüyorum. Her insan beş on yıl arayla bu eseri bir daha bir daha okumalı. Eminim ki her seferinde kitaptan alacağı lezzet bambaşka olacaktır.
Ayrıca şunu da eklemeden edemeyeceğim; dünyaca tanınan, bilinen filozoflardan Aristo, Platon, Bacon da her iki Hay Bin Yakzan’dan etkilenerek düşüncelerini şekillendirmiş.