E. Sedrettin Hintbahar

E. Sedrettin Hintbahar
@Sedrettin
Emekli
İzmir Buca Eğitim Enstitüsü -Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü - 2. sınıf terk /1980. ( Bölümünü beğenmemekten değil; aksine çok seviyor olmasına rağmen, maddi koşulların dayatması nedeniyle bir terk ediş.) AÖF lisans
İzmir
35 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
........................................................................................... "Sadece haksızlığı ya da başkalarının kendilerine yeter derecede değer vermedikleri durumları değil, örneğin havayı kaale alabilen insanlar da mevcuttur. Bu gülünç gözükebilir ama gerçektir. İnsanlar; iklimi, sıcağı, soğuğu, karı, yağmuru kaale alabilirler; havadan rahatsız olabilir, ona kızgınlık ve öfke gösterebilirler. İnsan, sanki dünyada mevcut her şey, ona zevk vermek veya aksine rahatsızlık ya da tatsızlık yaratmak için özellikle hazırlanmış gibi her şeyi böylesine kişisel bir biçimde ele alabilir." "Bütün bunlar ve diğer birçok şey, sadece birer eş koşma biçimidir. Böyle kaale almalar, bütünüyle 'ihtiyaçlara' dayanmaktadır. İnsan, kendisinin ne kadar dikkate değer olduğunu başkalarının görmesine, onların kendisine, zekasından, güzelliğinden, kurnazlığından, akıllılığından, soğukkanlılığından, orijinal oluşundan ve diğer niteliklerinden ötürü duydukları saygıyı, itibarı ve hayranlığı sürekli olarak ifade etmelerine içinden 'ihtiyaç' duyar. İhtiyaçlar ise, pek sık olarak mütevazı görünümlü kimseler arasında olduğu gibi, insanların kendileri hakkındaki fantastik bir sanıya dayanmaktadır. Örneğin: muhtelif yazarlar, aktörler, müzisyenler, sanatkarlar ve politikacılar hemen hemen istisnasız olarak hasta insanlardır. Ve neden dolayı ıstırap çekmektedirler? Öncelikle kendileri hakkında besledikleri olağanüstü kanaatten, sonra ihtiyaçlardan ve sonra kaale almaktan, yani anlayış ve beğeni görmedikleri takdirde cephe almaya önceden hazırlıklı bulunmaktan."
Sayfa 184 - Ruh ve Madde Yayınları·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Reklam
KAALE ALMAK NEDİR?
Kaale Almak Nedir? "Eş koşmanın genel biçimlerinden sonra, dikkat, onun özel biçimlerine, yani 'kaale alma' şeklini almış olan, insanları 'eş koşma'ya çevrilmelidir." " 'Kaale alma'nın birkaç türü vardır." "Çoğu kez, insan, başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü, ona nasıl davrandıklarını, ona karşı nasıl bir tutum içerisinde bulunduklarını eş koşar. Daima, insanların kendisine yeter derecede değer vermediklerini, ona karşı yeterli nezaket ve inceliği göstermediklerini düşünür. Bütün bunlar, onu rahatsız eder, düşündürür, şüpheye düşürür ve düşünme faaliyeti sırasında, tahminler yürütürken çok büyük miktarda enerji yitirmesine neden olur, onda insanlara karşı güvensiz ve düşmanca bir tutum doğurur. Bir kişinin ona nasıl baktığı, onun hakkında ne düşündüğü, onun hakkında ne söylediği; bütün bunlar onun açısından büyük önem taşır." "Ve sadece ayrı ayrı kişileri değil, fakat toplumu ve tarihin oluşturduğu koşulları 'kaale alır'. Böyle bir kişiyi rahatsız eden her şey, ona haksız, kanun dışı, yanlış ve mantıksız gözükür. Ve onun yargısının dayandığı nokta, daima şeylerin değiştirilebileceği ve değiştirilmesi gerektiğidir. 'Adaletsizlik', pek sık olarak 'kaale almanın' onun arkasına saklandığı kelimelerden biridir. İnsan, herhangi bir 'haksızlığa' uğradığında haklı olduğuna inanırsa, 'kaale almayı' durdurmak artık onun için 'kendini haksızlık ile uzlaştırmak' anlamına gelecektir
Sayfa 183 - Ruh ve Madde Yayınları·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
İstanbul, aşkı en iyi bilen şehirdir, kıyamete kadar ömür biçilmiş bir şehirken cengâver bir fani padişaha gönlünü kaptırmak nedir, hiçbiriniz bilemezsiniz! İstanbul, âşıkları bir annenin
(72) Kendine ait olanla, kendine ait olmayan nasıl ayırt edilir? Kendine ait olan şeyler kaybolabilir, değiştirilebilir, yapay vasıtalarla sizden uzaklaştırılabilir. Yani bilim, felsefe, sanat, politikadan gelen şeyler; gene aynı şekilde bilim, felsefe, sanat, politika yoluyla değiştirilebilir. Bir kültür, bir başka kültürü ortadan kaldırabilir. Fakat bütün bunlara rağmen sizde değişmeyen bir şey kalıyor. İşte o sizin "öz"ünüzdür. Kendinize ait şeyler kaybolmaz. "Öz"ünüze ait şeyleri hiç kimse değiştiremez. Ona ait olanlar, hiçbir suni vasıta ile uzaklaştırılamaz. Gerçekten dış görünüş itibariyle öyle kültürlü, öyle entelektüel insanlar vardır ki, onların "öz"ü ancak beş ya da on yaşında kalmıştır. "Öz" küçücük kalmıştır, ama onun üzerine suni olarak felsefe, sanat, politika vs. yeni bir biçim vermiştir; o varlığın ışığı böylece örtülmüş, kararmıştır.
Sayfa 487 - Ruh ve Madde Yayınları·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
(Alıntı; konu akışının dışında, kitap sonundaki dip notlardan yapılmıştır.) ************************************************************************* (56) "Bazı insanlar çok çeşitli yaşlarda bu hayatlarında öğrenmedikleri bilgileri verirler. Çünkü o varlık dünyaya hazır vaziyette, enjekte halde gelmiştir . Her şeyi ile doğmuş ve o bilgilerin içten dışa, beynine kaydedilmesi için bir dünya süresi geçmiştir. Kaydedilme prosesi bitince, yedi yaşında anlatmaya başlar. Bu iş bazılarında on dokuz, bazılarında elli beş yaşında başlar. Bu iş akılla olmaz, çünkü akılda böyle enformasyon yoktur. Akıl, aldığı bilgiyi senteze bağlayan bir sistemdir. O halde geçmiş hayatlarda edinilmiş olan ve bu hayatta ortaya çıkan bilgiler ve vazifeler söz konusudur."
Sayfa 476 - Ruh ve Madde Yayınları·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Reklam