"Elâlem ne der?" diye boyun eğmek, en hoş en kibar insanları bile hiçbir özgünlüğü olmayan, ipleri başkası elinde olan son derece mekanik kuklalara dönüştürür. En korkunç anlarda bile son derece sıradan duygular hissederler..
Nasıl yani? Kişisel müdafaa olarak birini öldürmeye hakkım var ama boşboğaz insanlardan kendimi korumak için yalan söylemeye hakkım yok mu?
Bu bir haktan da öte,insanın çalışmasını ve düşüncelerini bu kişilerden koruma vazifesidir. Başkalarına ciddi bir zarar vermeden kendimizi savunabileceğimiz tek silahımızdır. Affedilmez korkunç olan yalan,başkalarına zarar verendir. Karşımızdakine zarar vermek niyetiyle söylenen bir gerçek de en az yalan kadar kötüdür. Bir davranışı kötü kılan şey,altında yatan niyetin kötü olmasıdır.
Çocukluk yıllarımızdan itibaren bazı şeylerin kötü bazı şeylerin iyi olarak sınırlandırıldığını duyarız.Bize bu ayrımdan bahseden herkes kendi düşüncelerini bize aşılar. Düşüncelere onların gözlerinden bakmaya ve onlarla aynı duyguları ve tutkuları bu düşüncelerle ilişkilendirmeye alışırız. Düşünceleri artık kendi değerlerine göre degil,başkalarının gözünde nasıl olduklarına göre ölçmeye başlarız.