Benim için biraz kopuk bir okuma deneyimi oldu. Sürekli farklı karakterlerin hayatlarına geçiş yapması, hikâyenin içine girmemi zorlaştırdı. Ana temaya odaklanmak isterken, sürekli değişen perspektifler yüzünden bağlantıyı kaybettim. Üslup olarak ilgi çekici ama duygusal derinlik hissedemedim. Ben daha çok içine çekildiğim, karakterlerle bağ kurabildiğim hikâyeleri seviyorum, o yüzden pek bana hitap etmedi.
Bir noktadan sonra hikâyenin içine girmek zorlaşıyor çünkü her şey çok detaylı ama aynı zamanda bir yere varmıyor. Uzun betimlemeler, sürekli yeni karakterler ve sonunda hiçbir yere varmayan hikâyeler… Mesela Hülya hala neden vardı? Aile ilişkileri anlatılıyor ama bunların hikâyeye katkısı ne, tam olarak nereye varıyoruz belli değil. Sonunda akılda kalıcı bir his bırakmıyor, sadece okumuş oluyorsun ve geçiyorsun.
Final de aynı şekilde eksik hissettirdi. Özellikle Suna ve Şebnem’den daha fazlasını beklerken, her şey biraz yüzeysel kaldı. Belki de yazar tam olarak bunu göstermek istedi: Bazı hayatlar gerçekten de büyük bir finale ulaşmaz, sadece akışına bırakılır. Ama yine de ben daha vurucu, akılda kalıcı bir son isterdim.