Sema Nur Değirmenci

“Aklıma düştüyse düşmesi gereken, gönlüme de düşecektir.” Bu cümle nedendir beni çok etkiledi. Hayalini kurduğum ama tam anlamıyla adanmışlık gösteremediğim bütün işlerim için. Gönlüme düşecektir diyorum..
“O zaman bunları anlayamadım. Onu sözleriyle değil, yaptıklarıyla değerlendirmeliydim. O benim günümü aydınlatıyor ve etrafı mis gibi kokutuyordu. O küçük hilelerinin ardındaki yumuşacık kişiliğini anlamalıydım. Çiçekler değişkendir ama o zamanlar onu sevmeyi becerecek olgunlukta değildim.” Bu alıntı yaratılmışlardan en nahif ve karmaşık olanı bütünüyle tarif ediyor gibi. Nasıldır, nasıl anlaşılmalıdır…. Kadın.
Çocuklarını istismar eden ana babalara yalnızca “katı” denildiği; iliklerine kadar sömürülen kadınların ruhsal yaralanmalarına “sinir krizi” adı verildiği; sımsıkı korselere sokulan, sımsıkı gemlenen ve sımsıkı dizginlenen kız ve kadınların “edepli” , “zarif” görüldüğü bir zamandı ve hayatın sayılı anlarında yakalarını kurtarmasını beceren diğer kadınlar ise “kötü” damgası yediler.