“Ona yavaş yavaş her şeyimi vermek istiyordum .Bir sabah dedim ki : Al , bak ne güzel bir gökdelen … Şu gece yarısı bir gökyüzü … Al , bunları çekmecene koy … Şu Frankurt’tan Kayser Caddesi …dikkatli katlamalı; şunlar çoçukluğum; şunlar zarflamış Ankara sokakları …Bak bu çok önemli; kırılmasın diye kutularım ;gece karanlığında direksiyon çalıştığımız trafik hastanesinin yanındaki araba pisti; bak birkaç trafik polisi; atıver cebine … Şunlar da Çankaya sırtlarındaki kent ışıkları …
İyi sakla bunları , olur mu ?
Sakın yitirme…”