Acı bir tadı olan,o karanlık günlerden biri olmuştu bugün, insanın yaşamının saçmalığın içine yuvarlandığı, kum tanecikleri gibi avucunun içinden kayıp gittiği o günlerden biri.
Benim yalan söylemem durumu değiştirmiyordu.Yaşamın zorunluluklarından doğan ve bir erkeğin hayatta kalması için kuşanmak zorunda olduğu silahlardan biriydi bu ancak daha ergenlik çağında bile olmayan,saflığın simgesi bir kız çocuğunun böylesine ustalıklı biçimde rol yapabiliyor olması önümde insanın ruhunun gerçeklerine ilişkin korkutucu bakış açıları açıyordu. Bu derecede ürkütücü bir içtenlikle yalan söyleyebiliyor, beni kendimden kuşkuya düşürebiliyorsa ne zaman gerçeği söylediğini nasıl bilebilecektim ?Kime güvenebilecektim?Demek artık hiç kimseye güvenmem mümkün değildi. Bu korkunç bir gerçekti.