Bir kasırganın uğultusu. Fısır fısır konuşan okul çocuklarını hatırlatıyor. Fısıltı içinde konuştukları konu onlar için büyük duyan için bilmeyen için küçük bir mırıltıydı sanki, bilmek gerekti duymak gerekti . Sesle de kalmıyor, gözümün önünde, bir hortumun silik grisindeki karmaşanın döne döne yol alışı, seyrettiğim puslu manzarada yaşanıyordu belli belirsiz. Ellerimde bir soğukluk vardı; ev sıcaktı. Ateş cayır cayır yanıyor, odunların alevlere teslim olurkenki aldığı şekil çıtırtılar eşliğinde kulağıma uzanıyordu. Bir burukluk vardı, genzimi kurutuyordu. Ateşin sıcaklığı başkasını ısıtmazken bizleri ısıtması yük geliyordu içime...