Böyle gelmiş, böyle gidiyordu. Para hiçbir zaman insanı adam etmezdi. İyisi mi, buldu mu yemeliydi. Yoksa bizim bilemeyeceğimizi bir görüşe, bir ahlaka saplanırdı insan. Bu ahlâkta yalnız, yalnız o para denilen şeyi her ne pahasına olursa olsun kazanmak vardı. Şeref de oydu. Ahlak da oydu. Namus da oydu. Bir bakıma, doğru da. Onunla satın alınmayacak hiçbir şey yoktu: pırlantasından insanına kadar.