On beş yaş…
Daha kalemin parmaklardan düşmemesi gereken bir çağ.
Ama bugün görüyoruz ki kimi çocukların ellerinde kalem değil, bıçak var.
Bu yalnızca o çocuğun suçu mudur, yoksa hepimizin payı olan bir yara mı?
Bir çocuk cinayet işliyorsa, önce şunu sormalıyız:
O çocuğun kalbinde hangi boşluk büyüdü?
Hangi merhamet sözü zamanında söylenmedi?
Hangi diz, hangi omuz eksik kaldı?
Anne-baba terbiyesi yalnızca karnını doyurmak değildir.
Terbiye; dizinin dibinde edep öğrenmektir,
öfkeyi yutmayı, sabretmeyi, hakkı bilip haddi aşmamayı öğretmektir.
Resûlullah ﷺ buyurur ki:
“Hiçbir baba, çocuğuna güzel ahlâktan daha değerli bir miras bırakmamıştır.”
Bugün çocuklar bıçak taşıyorsa,
belki de evlerde dua susmuştur,
sofra kurulmuş ama muhabbet kalkmıştır,
ekranlar açılmış ama gönüller kapanmıştır.
Sokak, terbiye vermez; sokak alır götürür.
Sosyal medya merhamet öğretmez; şiddeti sıradanlaştırır.
Bir çocuk, izlediğini yaşar; gördüğünü normal sanır.
Edep öğrenmeyen el, güce tapar;
merhamet tanımayan yürek, canı hiçe sayar.
Kur’an bize der ki:
“Kim bir canı haksız yere öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir.”
Bu ayet yalnız katile değil,